‘cok sevdim’ Kategorisi için Arşiv
muse
26 ekim 2009 – Parken : Yagmur yagiyordu hem de cok.. Danca kursu, Turkiye seyahati oncesindeki yogunlugum her seyin biraraya gelisi ve bu konser de bu aksam olmasaydi diyisim.. Morten’la bulustuk, Konyali taksi soforu bizi Parken’in ilerisinde birakti. Yagmurda siraya girdik, islandik.. Sonunda stadyumdaydik. 60bin kapasiteli stadyumun yarisini dolduran kalabalik baya gencti. Ve uzatmayayim igrenc bi grup cikti ilk, eger Muse buna izin verdiyse, bu grubu opening band sectiyse demek ki o muse benim gormeye geldigim muse olamaz dedim. Hatta oyle yorgundum ki Morten’a nerdeyse eve gidelim dicektim. Ama demedim! Iyi ki de!
Cunku Muse sahneye ciktiginda konser izlerken duymak istedigim heyecani, hizli kalp atisini hissettim. Buyuk bina seklindeki dekorda yuruyen adam animasyonu perdeler inince yuksek bir konser zemini oldu ve Muse ordaydi. Ekranlar, lazer, tum isiklar her sey inanilmaz iyi koordine edilmisti ve her seyin zamanlamasi mukemmeldi. Cok guzel bi konserdi. Morten in dogumgunu hediyesi olarak aldigi biletler gercekten guzel bir hediye oldu sonucta.
Muse’da sevdigim sey hi-tech imajlari, teknolojiyi konserde bu kadar iyi kullanmalari, uc kisi olmalari, drummer’in sevimliligi, ve tabi ki konserde daha belirgin olan rock soundu (videolarda daha alternatif bi sound var)
Muse kelimesini de cok seviyorum. Bana bu konser ilham verdi: sarki sozlerini takip etme, bir seyler yazma, ilham almak, ilham vermek, yuksek sesle muzik dinlemek, sarki soylemek, yasadigini hissetmek..
Simdi MTV EMA odulleri icin de oy kullandim! Muse’a en iyi alternatif grup odulunde oy verdim.. Lady Gaga, Kings of Leon, Turk Manga, Daniel Merriweather diger oy verdiklerim farkli kategorilerde. Oy vermek her zaman zevklidir. Isteyenler burdan oy verebilir.
PS: Bugun istekilerle restorana gittik. Patladim. Bi danca bi ingilizce beynim zonkladi. of yani su dil ogrenme sureci ne zorlu ne cetrefilliymis ayyy
good planet
simdi dr2′de Home adli belgeseli izledik. cok cok etkileyici. dunyanin cevre sorunlarini o kadar guzel ele almis ki fransiz fotografci/yonetmen Yann Arthus Bertrand. Mukemmel fotografci. photo slide gibiydi. istatistiklerle ve dunyanin dort bir yanindan cekilmis goruntulerle su ana kadar izledigim en akilda kalici, en iyi ders verici cevre belgeseliydi. daha dogrusu belgesel diye kisitlamamak laizm cunku internet sitesi goodplanet.org bi foundation olarak calisiyolar. goruntuler muhtesemdi..
Trailer:
Filmin tamamini surdan izleyebilirsiniz..
gurme deneyim @ grønnegade
Daha onceki yazilarimdan birinde bahsetmistim, esimin mudurunun hediyesi olarak gurme bir restoranda yemek yiyecektik. Sonunda gidecegimiz yeri secti Morten ve bana surpriz yapti. Normalde her seyi en ince detaylarina kadar benimle planlamayi secen Morten’in son saniyeye kadar bana neresi oldugunu soylememesi iyi oldu. Cunku surprizleri cok seviyorum!
Restoran grønnegade’de 19.30 icin yer rezervasyonumuzu yapmisti ve aksam isten sonra eve ugrayip ustumuzu degistirip hemen metroyla kongens nytorv’a gittik. isten sonra bodyattack’e gidip saatte 900cal yaktigimi da ekleyeyim! once spor sonra kalorili yemekler :)
Cok elit bir restoran ve 1689′dan beri acikmis. Iceri ilk girdigimizde kucuk bir masa vardi kosede orasi bize ayrilmisti. Bu ilk gercek gurme deneyimimiz oldu. Minik ve inanilmaz lezzetli porsiyonlar, sampanya, beyaz sarap, kirmizi sarap, tatlimiz her sye mukemmeldi.. biz normalde buyuk porsiyonlarda yiyen istahli tipleriz. minik porsiyonlardan korkuyoduk doyamayiz diye ama herkesgibi biz de 5li menu sectik ve sasirtici bi sekilde yetti..Stiff degildi kesinlikle gayet hyggeligt (Danimarkacasicak atmosferi anlatmak icin kullanila ve gunde 100 kez duydugunuz temel kelimelerden) idi.. Servis de cok guzeldi. Garson kiz benim ispanyol oldugumdan eminmis ben turk oldugumu soyleyene kadar. Ancak cok pahaliydi, iki kisi 2500dkk tuttu, 750tl gibi yani.. eger kendimiz oduyo olsaydik icimize otururdu kesinlikle zaten boyle bi yer secmezdik ilk etapta. her neyse ilerde de kendimiz yemek icin o kadar para vermeyecegimize karar verdik. Eger muduru yeni bir hediye vermek isterse yine boyle bir deneyim yasamaya variz tabi ki! Kopenhag’da bircok Michelin star’li restoran var. Bizim gittigimiz michelin star’li degildi onlari fiyati daha da yuksek.. deneyimlere yeni seylere her zaman acigim ve ozellikle lezzetli olunca kapim sonuna kadar acik..


filler
Son zamanlarda filleri cok sevdigimi yazmis miydim? Evimizde pencerinin onunde duran minik bir fil biblosu var. Sanki guclu ve sevimli ayni anda olmaz diyenlere inat bir sirinlikle duruyor pencerenin onunde. Onun fotografini cekip buraya eklemeliyim. Simdilik bu imajla yetinelim:
(Bunu bi yerde kullanmak istiyorum.. Cok tatli)
i am a fan.. of a cat.. called Maru!
Bu kedi benim hep sahip olmak istedigim kedi!
Sisman, komik, saskin, sevimli ve iyi huylu!
Iste karsinizda Maru:
Yorum Yapın
Yorum Yapın
Yorum Yapın
Lost’un 5.sezonunu bitirdim dun! jc’cimbana dvd yollamis lost 5.sezon icin. cok sevindimzira ilk izledigim bolumunden beri Lost’u hep cok zevkle ve her karesi ici hayranlikla izledim. Harika bitirmisler sezonu, tadi damagimda kaldi. Jacob karakterinin daha etkileyici olmasi lazimdi ama. Dizi kadrosunda Sawyer varken isleri zor aslinda daha yakisikli birini bulmalari mumkun degil ki. John Locke un cesedini gosterdikleri son anda kalakaldim, john locke bu durumda bi hayalet olmali?! Ya da son bolumun basindaki Jacob i oldurmek isteyen adamin kim olduguu
acik
lasinlar cunku loophole’la gelip reenkarnasyonla john locke olmus bu kisi, onun nasil oldugunu gostersinler! Jack cok gicikti, juliette aptaldi, sawyer hakliydi, miles zekiydi. Miles’in aklina gelen o soru, peki bu kaza dedidigimiz ya su an jack’i yapmaya calistigi sey ise?! ve bu soruyu daha once hicbiri dusunmedi! inanilmaz zekice yazilmis bi senaryo bu. su an amerika yla ayni noktadayim, dizinin 6.sezonunu bekliyorum, yayinlanmis tum bolumleri izlemenin verdigi keyif sonsuz.