Archive for the ‘ailem’ Category
tatil dönusu
harika bir tatil yaptim izmir’de. cesme sifne’de ev tuttuk ve aksamlari alacati-cesme, gunduzleri de deniz-gunes-kum yaptik. harikaydi. denizde yzumek, guneslenmek nasil rahatlatti anlatamam. kardesim ve ben single girls olarak gittik izmir’e
ve eski 4′lumuzu yaptik.. ailemize bir de patik adli minis ve oyun delisi bir kedicik katildi.
sonra izmir’deydik. alsancak+konak yaptik. nasil ozlemisim. annemle ve elifle takildiktan sonra dunyanin her yerinde guzel zaman gecirebilirim. biz muhtesem ucluyuz.
Elif harika elbiseler ve T-shirt’ler yapiyor! Kardesim diye yazmiyorum, she’s got the eye for it!! Onun yeni tasarimlarini dort gozle bekliyorum. Kemeralti’ndan birsuru kumas, boncuk, pul aldi! Orada ne toptancilar, ne ürunler var nasil renkli, canli..
esrayla bulustum. cok kisa surdu ama bu zip’lenmis tatil programinda en azindan yuzyuze goreusebilme firsatimiz oldugu icin de mutluyum. ne cok ozlemisim soyle oturup kahve icerken arkadsimla konusmayi.
sacima kahkul yaptirdim. sonuctan simdilik cok mutlu degilim. (madde 9 a check koyalim))
bronzlastim..
Elif Safak’in Ask kitabina basladim. Bitirince yorum yapicam..
53 kilodayim hala..
dun geldim kopenhag’a. 38 dereceyi birakip yagmurlu 19 dereceye gectim.
mortencima kavustugum icin mutluyum. insan tatil ne guzel olsa da eve gelip rahat yatagina kivrilinca evi ne kadar ozledigini fark ediyor. kopenhag’daki bu evim icin boyle hissedebildigim icin mutluyum. orasini yavas yavas evim olarak iyice benimsemeye basladim.
ama iste annisi, elifi, kedisleri ve sandy’i birakip gelmek var ya.. ilk gun nasil da zor geliyo..
alismak mi..
alismak istemiyorum ki. benim kalbimin yarisi ege’de yarisi burada.
biz
Askima mail attim. Aramizdaki yazisma.. Tatli degil mi?!
Asli:
Guess whose info is this?
As of 7/28/2009 7:06:38 AM EDT
You are 7 years old.
You are 89 months old.
You are 391 weeks old.
You are 2,733 days old.
You are 65,599 hours old.
You are 3,935,946 minutes old.
You are 236,156,798 seconds old
Morten: Wow, it’s us!
detaylar
bloguma genelde sabahlari post yaziyorum. iste oldugum saatlerde aralarda yaziyorum. ve gazeteleri okuduktan sonra yorum yazdigim icin sanki kisisel yazilar yazmiyorum gibi geliyo.
ornegin annemle hemen her aksam skype’ta chat yaptigima dair bi referans yok sanirim postlarimda.. oysa herbir tanesini biryerlerde kaydetmek istedigim cok keyifli, degerli, duygusal konusmalar yapiyoruz anne kiz. elif istanbuldayken o da chate katiliyodu ve üc bicirik bidir bidir konusuyoduk. elif ve annem arasinda mutlaka bi kopukluk olur annem “Elif Elif” diye ismini soyler ve Elif de Ane Anne diye birbirlerinin ismini soyler dururlardi. Ben de sessizce onlari dinler gulerdim. simdi ben annemle konusuyorum skypeta ve Elif de benimle telde konusuyo daha cok. Kisa zamanda uc kisilik grubumuzu yeniden kurup bu konusmalari kaydetmeliyim. Kimseye haber vermeden sessizce o gunun konusmasini random bir event olarak kaydetmek istiyorum.
Elif ve Michaella gecen aksamchat yaptik. Morten ve Michael da katilmaya calisti ama biz iki kardes bol bol Turkceye gecis yapip kendi aramizda konustuk. sonunda damat beyler dayanamayip ortadan kayboldular. ELif’in kocaman HUSBAND DO düdügü cok komikti. Miko’nun emirlere itaati Morten’i sasirtti ve gulduk. Kardesimin evini ilk kez skype ta gordum. O da benim evimi.. Ben Elife resim yollicaktim ama buraya geldiginde surpriz olsun diye yollamamistim. Annem ben ve Elif, ayrilmaz uclunun ayri uc sehirde yasamasi ne aci aslinda.. anneme is cikisinda ugrayamamak, onun cayini icip boregini yerken sandy’e arada caktirmadan bir seyler yedirmek.. kardesimle bisikletlere atlayip, piknik sepetimizi acip gol kenarinda atistiramamak, onun yeni hobisi ve isi belki de, dikis makinesi sevdasina baslayisini gorememek, ne uzucu.. her sabah uyandigimda aklima mutlaka gelir.. annemi ve elifi gunluk hayatimin icinde yasayamamak ne aci diye.. ve mutlaka ise gelince onlara ilk maili ben yazarim. benim mailime, koydugum basliga cevaplar gelir mutlaka.. ben basligi degistirmesem oyleeee gider o.. ne kadar uzak olsak da bagimiz hep guclu devam eder.. maille, telefonla, skype la ama mutlaka devam eder. babisimin de yeri ayri tabi. ama uc bayanin grubu sanki daha yogun.. belki damatlarini bu kadar sevmesinin bi sebebi de bu..
gunumun en buyuk kismini kaplayan ve her gun yaptigim icin yazmadigim bu haberlesmeler, dusunceler aslinda detay degil hayatimin kendisi..
tatli an
Bugun morten’la birlikte evden cikmak icin baya acele ettim kahvalti yapmadan firladim. Yataktan kalkmamla evden cikmam arasinda 10 dakika ancak var. Dus alicaktim ama saclarimi kabarik ve havali gordum, bosveeeer dusu modunda hemen dun mango’dan ucuzluktan aldigim* firil firil etegimi giydim ciktim. Saclarimin bugun Amy Winehouse tadinda oldugunu dusunuyorum.
Evden ciktik 250s koseden donuyodu kostuk yetistik.. Morten’la yolumuz normalde hovedbanegård’da yani merkez istasyonda ayrilir. O trene gecer ben 1A yi beklemeye koyulurum. Bugun yine bana trenle birlikte gidelim sen Valby’de inersin dedi. O aradaki 7-8 dakikayi bile benimle tren yolculugu yaparak gecirmek istemesi ve ona yetistigim her sabah sormasina bayiliyorum. Peki seninle gelicem dedim. Yuzundeki sirin ifadeyi anlatamam. Istasyondan cikolatali kruvasan aldim ki normalde sevmem ve hemen asagiya kostuk tren ordaydi bindik. Yine yetistik guzel bi zamanlamayla. Valby’de inmek istemedi canim.. Tren bizi alsin uzunca bi gezdirsin istedim. Indim ve tren yanimdan gecti Mortencim gazetesini acmis okumaya baslamisti bile. Onu cok sevdigimi dusundum o an. Sirin bi andi. Kucuk seylerden duydugumuz mutluluklari, otobuse yetismeyi, sabah evden elden ele cikmayi seviyorum. Turkce’deki evlenmek kelimesini seviyorum. Ayni evi boyle paylasmak cok huzurlu ve mutluluk verici. Hmm aksam olsun , mesai bitsin bugun de..
* Mango’da %70 ucuzluk vardi dun.. Birsuru sey aldim.. Ama sonra Morten geldi ve alisverisimi yarida kesmek zorund akaldim. Kizlarla alisverise gitmek istiyo canim!! Mesela Ebik atlasa Londra’dan gelse ya da Izmir’den Esracimi ithal etsem bir gunlugune bile olsa dolassak alisverisimizi yapsak konussak kahvemizi icsek.. Nerdeee. Bu aksam yine tek gidicem Fisketorvet’a ve dun kaldigim yerden alisverise devam edicem..
karmasik
Son gunlerde kafamin icinde ruzgarda savrulan polenler gibi donup duruyor yazmak istediklerim. Ama o karmasikligi dondurup yaziya aktarmak yerine karmasikligi izlemeyi terchit ettim dogrusu.
Gecen hafta Taschen’dan aldigim Marilyn Monroe kitabinin ustune Michael Jackson’in olumu, kariyerimler ilgili kararsizliklarim/karamsarliklarim, hukuk masteri yapmaya gercekten niyetlenirsem basvuru icin kaybedecegim emek + zaman, programa kabul edilirsem tekrar egitim icin kullanacagim zaman ve emek dusundugum ne cok sey var..
Turkiye’ye gidis biletimi aldim!!! 30 Temmuz gecesi yola cikiyorum. 375DKK sudan ucuz
Onur Air’den korkuyorum ama! Yemen havayollarinin bir ucagi dustu dun zaten
Donus biletimi almadim ama.. Onu da alicam. Babamin yorumu beni kizdirdi ve kirdi.. M & M gelmeyecek, Elif le ben tek geliyoruz ya yazlik tutmaya gerek yokmus! Dogru, kendi kizlari icin bi sey yapmaya gerek yok.. Erkeklerle oturup sakalasmadiktan, raki icip takilmadiktan sonra annem, benim ve elif icin gerekli mi canim yazliga gidilmesi?! Cok cok absurd bi sey bu.. Turk erkekleri neden boyle erkekci, kendi arasinda takilmayi sever anlamiyorum. Illa kendi gruplari olacak, onlar raki icecek biz annemle ayri kosede takilcaz. Yani bi danimarkali bi ingiliz damadiyla bile istedigi her seyi yapabilme arzu, israr ve gucune sapka cikarsam da “evin kiz cocugu” olarak bundan memnun degilim.
Iste motivasyonum cok dustu. Yeni bolge, yeni mudur hepsi iyi hos da ben 5 yil sonra nerde ne yapiyor olacagim? Ne istiyorum? Woody Allan’in dedigi gibi : If you want to see God, tell him about your projects.
Benim projem yok.
Yillar once Bursa’da Morten la dalga gecmistik.. Vizyon sahibi olmak uzerine konusan adamla. Iste tam 7 yil once o adamin verdigi tip nasil da onemliymis. Dalga gecmemek lazimmis.
Oyle ya da boyle daha intellectual bir alana gecme konusundaki arzum devam etmekte. Hizla artan grafikler cizmekte. AB’de hukukla ilgili bir pozisyon, gazetede dis haberler gibi adimlar..
Ufuk Uras ODP den ayridi ya simdi Vicdan temelinde bir parti kurmak istiyormus. Ben de bugunlerde kamu vicdaniyla ilgili cok yazi yazdim. Kamu vicdani Turkiye’de her gecen gun daha rahatsiz, daha aci ceker oldu. Eger Ufuk Uras bu yorungede bi parti kurarsa onu desteklerim.
Blogumu daha zenginlestirmek istiyorum. Hem daha eglenceli hem de icerik yonunden daha zengin hale getirmek..Gorsel ve islevsel degisiklikler de yapmayi dusunuyorum.
Blog diyince bugun salihhande.blogspot.com diye bi siteye rastladim. Ilk post’u gercek gibi okudum, cooook komikti. Ama postlar ilerledikce fake oldugunu anlasiliyo hemen. Yine de komik! Bugun icimi gidikladi
anna karenina yi animsadim
Tolstoy’un untulmaz karakteri benim aklimda tabi ki hep Sophie Marceau olarak canlaniyor. Asker sevgilisi Vronsky de tabi ki Sean Bean. 1997 yapimi olan film bence gayet basariliydi ve duygulanmadan , dusunmeden, heyecanlanmadan izlemek imkansiz.
Beni en cok huzunlendiren sey, Anna Karenina’nin mutsuzluk surecine girmesi ve hep dibe dogru ilerlemesidir. Sevgilisi icin cocugunu terk etmek zorunda kalir. Bunu yapmayi kendi secmistir. Ve toplumu karsisina alip oglundan uzaklasinca, ASK’in tek basina doyurucu olmadigini fark eder ve hayalkirikligina ugrar. Ask’inin gucune karsi supheler duymaya baslar. Bu arada sevgilisi toplumda dislanmaz, her zamanki aktif sosyal hayatina devam eder. Anna Karenina’nin cani sIkIlIr evde yalniz kalmaktan, sevgilisinin bir sosyal aktiviteden gelmesini beklerken.. Beni artik sevmiyosun diye huysuzlanir. Mutlu degildir. Ici acir. Kalbi acir. Cocugunu ozler. Topluma karisabilmek ister ama o gunlerin Rusya’sinda esini ve cocuklarini terk edip sevgilisiyle birlikte yasayan bir kadinin yapmasi gereken eve tikilmaktir.
Sonucta ben de Danimarka’da yalniz sayiliyorum – eger Morten yanimda degilse.. Bu aksam AC/DC nin konserine gidecek is arkadaslariyla. Ve ben evde yalniz olucam. Annem, kardesim, arkadaslarimdan uzaktayim. Ve icimden mizmizlanmak, sitemde bulunmak ve sikayet etmek istiyor. Bu durumda kendime sikayetlerimi gonderiyorum. Prensibim bir insan icin bir fedekarlik yapacaksan bunu asla o kisinin basina bir gun kakma.. Fedekarligi yapan sensin ve bu sadece seninle yasamali. Karsilik beklememelisin. Konserde eglenmeli ve is arkadaslariyla iyi zaman gecirmeli o sonucta. Sevgi bu degil mi? Bencilligi elimine etmek. Bu blogu takip edenler Kopenhag’i ne denli sevdigimi bilirler. Avrupa’da calismamin avantajlarini hep takdirle anlatirim. Ama iste bazi Cuma aksamlari, hava da bulutlu ve gipgriyse… Ofisteki tek yabanci sensen.. 30 kisinin icinde Danca yi konusamayan tek kisi sensen.. Ve ofistekileri de oyle pek sevmiyorsan.. Aksama planin yoksa.. Iste o zaman insan kendini Anna Karenina gibi hissediyor.
Su hava biraz duzelse de icim acilsa biraz ufff…
icimde kalmasin
Edit 14 kasim: Filiz Hanim gecen gunlerde annemi arayip bu olaydan uzuntu duydugunu soyleyip olayda herhangi bir kasit bulunmadigini belirtmis. Bu yaziyi okuyunca tesadufen internette incinmis. Benim amacim insanlari onemli alisverislerde dikkatli olmalari konusunda uyarmak ve is sahiplerinin de her turlu detayi dusunup, hata cikarsa arayip uzgun olduklarini soylemesiydi. Bu yazimla amacima ulasmis oluyorum. Yazimdaki isim etiketlerini de kaldiriyorum ve kaza olmus diyip konuyu kapiyorum.
Mayis 2009… Bir pazar gunu kardesimin dugunu var. Tezcanli ve sabirsiz oldugu icin gelinlik siparisini 6 ay onceden verdi. Kemeralti’nin zarif olmayan modellerinin aksine cok zevkli, hos bir bayan tarafindan isletilen ve el isi cok guzel isler cikaran bi yere siparisini verdi. Sevim Kulpcu’nun gelini Filiz Kulpcu’nun Kemeralti’ndaki yerlerinden bahsediyorum. Elif’in frekansi bu bayanla tuttu ve provanin her asamasinda gayet mutluydu.
Annemlerde kedi ve kopek oldugu icin gelinligi son gune kadar gelinlikcide tutalim dedik. Cumartesi gunu, yani dugunden tam bir gun once gelinligi teslim aldik. O gun de islerimiz oldugu icin eve gelmemiz gece 12′yi buldu. Elif gelinligin paketini acip duzgunce asmak istedi ve karsimiza iste o aci tablo cikti. Gelinligin en onemli parcasi diyebilecegimiz o ice giyilen, kabarik tutan sey pakette yoktu. Tuf tuf mu ne deniyor bilmiyorum.
Kardesimde ne ev numaralari var ne cep telefonlari. Pazar gunu kemeralti’na gitti bizimkiler belik dukkani acik bulabiliriz diye ama elleri bos geldiler. Babam bir sekilde gelinlikcinin esinin yillardir küs oldugu kardesini bulmus ve ona ulasmis. Pazar gunu, dugunden sadece saatler once dedektiflik yaptik kisacasi. Ve babam elinde eksik parcayla yetisti. Zaten 10 dakika icinde de kuafore kostuk.
Kuaforde saci yapilan kardesim gelinligini giyip sandalyeye oturunca gelinligin arkasi patladi. Ve annem igneyle arkasini dikti gelinligin. Kardesimi kilolu sanmayin, kendisi 47 kilo bile yok.
Simdi burda icimi acitan seyler var.
1. Bir gelinlikci, nasil olur da eksik parca verebilir?
2. Eksik parca verildigi ortaya cikinca nasil olur da musterisini cep telefonunda vs arayip ozur dilemez? Her sey para toplayana kadar mi? Eger Elif odemelerini aksatsaydi eminim ki Filiz Hanim 5 milyon kez arardi. Ama nasil olsa dugun bitti diye arayop durumu izah etme geregi bile duymadi.
tavsiyeler:
1. Her turlu alisverisinizde kontak bilgileri elinizin altinda olsun
2. Ne olursa olsun kapali pakette mal teslim almayin.
3. Eger bircok maddeden olusn bir liste hazirlamazsaniz mutlaka atladiginiz seyler olabilir.
Planli olun..
slumdog millionaire and etc
Slumdog millionaire’i bu pazar aksami Gorkem ve Morten’la izledik. Son zamanlarda izlemeyi ozledigim, mukemmel bi filmdi. Muzik, duygusal anlar, ritm, sinematografi mukemmeldi. David Boyle’un Trainspotting, The Beach filmlerinin muziklerini de cok begenmistim.
Dun aksam dil kursunda Trille’ye 17.15 dersine gecmek istedigimi soylemistim cunku iki aydir 19-21.30 arasinda dersim var ve artik bu kadar gec kalmak istemiyorum. Eve git yemek ye ordan cik tekrar derse git eve 10larda gel, yordu yani. Arti bi de Trille artik iyice basit gelmeye basladi. Hic zorlamiyo, iyi aciklayamiyodu. O da bana 3.2 den sonra 4.1e gitmek yerine 4.2 ye gidebilecegimi soyledi!! Ve de prenses marie’ye ders veren, bizim det kommer kitabini yazan kadinin sinifina gecebilecegimi soyledi. Benim elabore bi dilim varmis, hizli ogreniyomusum vs yani bunlarin avantajini kullanmak ve biraz challenge almam lazimmis. Hos bi surpriz oldu, cok sevindim!!
Biz weidekampsgade’deki apartman dairesini cok begenmistik, yani morten cok ben de begenmistim. Biz 2.5 mn teklif ettik onlar en son 2.6 olur dedi. Morten in LArs Hanrik kuzeninin Charlotte adindaki emlakci esi bize yardim edecekti. Yaridmi icin 3bin istedi ben cok gicik oldum bu duruma. Ondan sonra bizi kadin yemege davet etti. Onlarin evinin hemen karsisindaki evi cok begendik. Mavi ev. Tatli, kocaman bahceli, 1 donum arazi uzerindeki bu evi haftasonu kendi evimiz mis gibi konustuk. 2 milyona aliriz diye dusunuyorduk. Ondan sonra dun aksam bakmaya gittik cok eski cikti evin ici.. Her yerini degistirmemiz lazim. Biz de vazgectik. Ev arayisi devam..
Elifler nikahi bizim Easter icin nisan’daki tatilimize denk getirecekler. Michael nisan ortasi ingiltere de ise baslicak. elif de nisan sonu isten ayrilcak. Onlarin isi de baya ciddilesti. Ve artik cok yakin!!!!
Annem ise gecen pazar tek basina ozdilek’e gitti.. Keske onunla gidebilseydim diye dusundum hep..
recently..
Hızlıca son gunlerde neler oldu yazayım:
* Bugun Noel, M’nin annesine ve babasına + Ingiltere M’nin annesine ve babasına Hallmark’ın sitesinden cok hos e-card gonderdim. Annemlerin adına gonderdim cunku onlar gonderecekleri kartpostalları birturlu postaneye goturemediler. M’nin annesi cok sevmis, guzel haber.
* M anneleriyle ben ise annemlerle izin kullanıyoruz. İzmir’in cok sıcak olacagına dair ümitlerim ozellikle bugun suya dustu. İzmir bugun cok soguktu.
*Kemeraltı Ambar’dan yine birsuru elbise aldım. Süper indirimler vardı. Eskiden 70 ytl ye aldıgım elbiseyi bugun 30 ytl’ye aldım. Eskiden ambar gayet zevksiz bi imaja sahipti gozumde ama artık degisti : )
* Pazar gunu E’nin yanındaydım.Abla kardes birlikte cok guzel zaman gecirdik. Taksim’e gittik, Saray’da tavuksuyu corba ictik, Beyoglu Pasajı’nda elbiselere baktık, aksam da Acun’un 50cent’li ozel programını izledik. IT Crowd’ ilk kez izledim. Guzeldi. Abla kardes birlikte olmak cok guzeldi.
* Yillar sonra ilk kez resim tab ettirdim. 300 tane resmi orta boy bastırdım Kemeraltı’nda ve 110 ytl tuttu. Umarım fotogracı adam kendi belgelerim’ine kaydettiği dosyamı siler. Cunku resimleri alınca guzelmiş fotografların dedi, cok hosuma gitmedi bu yorum! Ama fotografları elime alıp bakmak cok guzeldi. İyi ki bastırdık, bilgisayarda bakmaktan cok daha zevkli.
* Askimi ozledim!
* Dun Es ve Se ile bulustuk. Vestel’den konustuk bol bol. Kızlarla bulusmak, Es ile alısveris yapmak inanilmaz keyifliydi!
*Bu aksam ATV,de Avrupa Yakası’nı izledim. Cok eglenceliydi.. Kac ay once izledim en son hatırlamıyordum
* Annemle pazartesi gunu kuafore gittik. Benim saclarımı 5.7 ye boyadı ve baya koyu oldu, içlerinden aldı inceltti, birazcik kısalttı ve daha cok kat verdi. Ben fönü begenmediğim icin memnun ayrılmadım. Ama annemin sacları gercekten eskisine gore hic iyi olmadı. Annem hic mutlu degildi salondan cıkarken ne yazık ki. Dedi ki (ve içime oturdu bu sozleri) kuafor adam onu onune cocuk gibi oturtup usturayla hiç ölçüp biçmeden uğraşmadan aceleyle kesmis ve cocuklugundan beri boyle usturalı hatır hutur sacını kesen olmamış. Biz oraya gittiğimizde yusuf bey yoktu (annemin sacını gecen sefe super kesmişti) onun yerine baskasını kabul etmek cok kotu oldu. Ordan cıkıp gitmeliydik. Annemin de benim de icimizden gelmeyen seyi yapmamiz, iç sesimize kulak verip onu yapmamız lazım. Cunku önsezimiz gayet güçlü. Ben iç sesime cok kulak veriyorum.
* Annis, Efes & Sandy ile soba basında mayısmak cok zevkli! : )
turkce olsun
Edit 15.12.08: Bu yazi blogger’dan import edildi.
WordPress deki bloguma o kadar kaptirmisim ki.. Burda neler yazidigimi unutmus gitmisim.. Orda yazdiklarimi Ingilizce yazmaya ve public tutmaya, burda daha cok Turkce yazmaya karar verdim..
Tek blogu yeteri kadar dolduramazken nasil iki blogla bas edicem bilmiyorum.
Ama denicem!
nazdeniz.blogspot.com diye bi site gordum. Turk bi kadin kizi icin blog yapmis. Guluk hayatlarinin, dogumgunu partilerinin, bayramlarin, haftasonlarinin detaylari bol resimlerle suslenmis. Bir cocuk icin ne buyuk bi hediye. Ilerde buyudugunde geri donup annesinin neler hissettigini, onu nasil sevidigini, cocukken neler soyledigini, hangi kitaplari okudugunu hatirlamasi icin blogu acmasi yeterli olacak. Bence bir anne babanin cocuguna verebilecegi en guzel hediye. Umarim cocuklari bu sansi takdir ederler.
Ordaki kitaplardan biri Citir Citir Felsefe serisinin Ozgur olan Ve Ozgur Olmayan kitabiydi. Keske benim cocuklugumda da boyle kitaplar olsaydi. Ben cocukken de annemin kitaplari alacak daha cok maddi gucu olsaydi.
Tam bunlari yazarken Elif aradi. Dun sinemaya gitmislerdi ya. Babam cuzdanini dusurmus orda ve Elif bugun aramis cuzdana bakar misiniz diye. Gittiklerinde bos cuzdani vermisler babama.. Igrenc insanlar babamin parasini ve kartlarini almislar icinden. Icinde 400 e yakin parasi varmis babamin. Yazik yani kirk yilda bir bi sinemaya gittiler baslarina gelene bak.
Guya bayram ve guya Muslumanlar Allah in sevabi icin kurban kesiyorlar.
Peki kim caliyor bu paralari?!
Yaziklar olsun, cok uzuldum babacima..