The help
Yarin ise gitmicem ve evden calisicam. Atesim dustu ama kendimi halsiz hissediyorum. the help adinda guzel bi film izledim. Icimden bir kitap yazmak geldi. Sanirim bu filmi izleyen cogu kadin ayni seyi istemistir. Abigail’in bakiciligini yaptigi cocuga: sen naziksin sen akillisin sen onemlisin diye hep tekrar ettirmesi cok hosuma gitti. 6o larin irkci Mississipi’sine kadin hizmetcilerin yasadiklarini onlarin hikayelerinden yola cikarak anlatan, cok duygusal ve gorsel acidan cok tatmin edici bi filmdi. minni rolundeki kadina bayildim ki zaten dun aksam en iyi yardimci kadin oyuncu oscarini aldi. Bu yilin oscarlarinda is yoktu ama. Kazananlar nefes kesen, heyecanlandiran, gorkemli isler degildi. Gelecek yil daha iyi filmler olmasi umidiyle..
Your Shape Evolved Fitness 2012
daha once birsuru kez evde egzersiz yaptigimi yazmistim. tv’deki goruntumun fotografini cektim ve buraya koydum. ne kadar gercek di mi!
bu programa bayiliyorum.. bugun harika bi work out yaptim!
This slideshow requires JavaScript.
Ogrencilik gunleri
Ankara’da universitede okurken yurtta kaldigim ilk zamanlarda, annem bana taa Izmir’den kocaman bir kapta salcali spagetti gonderirdi. Ve ben kiymetinden azar azar yerdim.
O zamanlar makarna yapmayi bile bilmezmisim. Makarnayi isitir isitir yerdim, gunlerce. Tabi sonradan ogrendim hihi..
O makarnanin tadi baska makarnalarda olmaz simdi. Ama 18 yasinda bi makarna yapmayi bilmeden universiteye gitmisim yani.. Test cozmekten hayati iskalayan genclik.
Dogumgunu Bebegi
Bugun Mortencigimin dogumgunu.
Bizim 2012 Subat ayimiz cok senlikli bir ay oldu.
1 Subat 2012: Ankara Esenboga Havalimani’nda tanismamizin uzerinden gecen 10.yil (Morten eve cicek ve guzel agacli kupelerle geldi)
19 Subat 2012: Morten’la arkadasliktan cikip, birbirimize artik sevgilim diye hitap ettigimiz gunun uzerinden gecen 10.yil (kendi kendimize yemek yaptik. Resimlerini paylasicam)
This slideshow requires JavaScript.
23 Subat 2012: Morten’in 38. yasina ayak bastigi gun (bu sabah ona nike ayakkabi ve politiken gazete aboneligi verdim)
Bugunu onunla satafatli, bol eglenceli kutlamicaz ama. Cunku Brezilya tatili oncesi Danimarka’nin pahali restoranlarinda para harcamak istemiyoruz. Yarin ise gidicez, alkol almak da istemiyoruz).
Mutevazi, kucuk bir dogumgunu olacak.
Morten iyi ki var.. Onu seviyorum. Cok.
Bana kendimi guzel ve birlikte olmasi keyifli hissettirir. Hicbir zaman bir sey icin hesap sormaz, yargilamaz, dinlememezlik etmez, saygi duyar, sever, asiktir, kibardir, sesini yukseltmez, kinayeli konusmaz, sir saklamaz..
Ona guveniyorum. Sadece bana degil cevresindeki herkese karsi durust ve iyi kalple yaklasir. Temiz kalpli ve tatli Montycim.. Dogumgunun kutlu olsun..
lens
LouisNielsen’den denemk icin aldigim aylik lensler gozlerimi acita acita beni bitirdi. Bugun randevum var, oraya gidip, eski sevdigim TueEye gunluk lenslere gecis yapmak isteidgimi soylecegim.
Evet Danimarka’da bir lens alabilmek icin optisyenden randevu alacaksin, onlari bilmem kac gun denyeceksin, sonra optisyenden tekrar randevu alip goz muayenesi olacaksin. Optisyen gozune uygun olduguna ikna olursa o zaman lens satisini yapacak.
Iki aydir zamanlari denk getirip lens alamadim. Turkiye’de olsa git bi defada al. Bnurdaki opstisyenler kuralina gore, kisa yola basvurdmadan, islerini duzgunce yapiyor. Ama arada zaman geciyo, sen bayiliyosun randevu beklerken , o ayri.
Lenslere bakarken internette, su Koreli lens tanitim sayfasina geldim. Ne kadar tatli lens kaplari var, ba-yil-dim.
Japonlarin, Korelilerin her seyi cok sirin ve opluesi, saklanasi, koleksiyon yapilasi hale getirmebilmelerine hastayim.
Kaynak: http://www.everyday.com.my/coupons/it/P_Con_Lenses.htm
Hamilelik
Ocak ve Subat ayi itibariyle Morten’la bebek sahibi olmak adina niyetlendigimizi blogda yazmis olmak istedim.
Birbirmizi taniyali 10 yil oldu. Ben 31.5 yasindayim. Bir cocuk olsa, komik, sirin ve akilli hic de fena olmaz hani!
Morten kiz cocuk istiyormus, bu beni gulumsetiyor. Cunku erkek cocuga yetecek kadar sert, kararli ve disiplinli bir baba olamayacagini dusunuyor, sanirim.
Futbolu sevmeyen Morten, sanirim kendini bir kiz babasi oldugunda daha rahat hissedecek.
Oysa ben de aslinda bir erkek cocukla daha iyi anlasacagimi dusunuyorum. Evin tek simarik prensesi ben olarak kalsam, ah ne guzel olur.
Kucukken kiz bebegi suslemek daha zevkli olacak ama buyurken belki de bir erkek, benim karsi cinsim olacagi icin daha rahat ettirir diye bir his var icimde. Simdi kizin kaprisleri, beklentileri, istekleri vs agir gelebilir?
Morten da ben de karsi cins olsun istiyoruz. Bakalim 1) cocuk yapmaya elverisli miyiz? 2) hangi cinsiyet olacak? 3) peki ne zaman! 3) bir tane de arada kedi dogursam? Bi kedicim olsa.. Cocuk guzel evet ama bir tane de kedim olmali!
Bu sorularin cevaplarini zaman gosterecek. Buraya yazicam. Soz!
- image0016
- image0021
T.Ö ve T.S
Biz tatile gidiyoruz mart’in 3’unde.. donus 25’inde..
Brezilya’da yapacagimiz bu tatil icin acayip bi countdown durumundayim.
Kilo verme, fit olma, her seyi tatilden once ve tatilden sonra diye algilamaktayim.
Gecen gun gunes kremleri aldik. Guneslenirken vucuda surmek icin, guneslenirken yuze surmek icin, gunesten sonra yine vucuda ve yuze surmek icin ayri ayri.
Ve kremler cok pahali cikti, ben Morten odeyince hosuma gitti. NE aptikoyum. Ortak butcemiz. Her seyiyle ortak. Ben yine de supermarket alisverislerini, pahali seyleri Morten alsin istiyorum.
Halbuki benim diye bi sey yok, ikimizin ortak ev kredi borcu var sonucta. Her seyimiz ortak. Acaba bu o odeyince vicdan azabi duymadigim kremler neden gerecekten o odeyince rahatsiz etmiyo?
Cocukluguma iniyorum bi dakika kendimi analiz etmem lazim!
Neyse, aklim surekli tatilde ne giysem’de. Gecen gun internette, ebay’den cin&hong kong mali elbiseler siparis ettim. Ucuz tabi baya ucuz.
Ve tam plaj elbisesi filan.
Tatil bitince, bu heyecan ve hazirlik donemi sona erince, ayni annemin lafi gercek olcak: arabam balkabgi olacak.
Ama o ana kadar, tatile hazirlanma ve tatilde eglenme konusunda abartili ve asiri hareketlerde bulunmayi kendime izin veriyorum.
Iste tatilde giyme icin siparis ettigim bir harika:
Ah cok bayat bir sakaydi.. J
Iste hayalimdeki tatildeki Asli soyle yapiyor: dusunuyor.. kariyerimdeki bir sonraki adim nedir?
Ya da soyle yapabilirim: su son yaziyi da okuyup denize atlicam, cok sicak!
Ciplak ayakla islak kumlara basip, gunes gozlugu takmadan denizin mavi rengine bakicam.. agaclara elimle dokunucam.. dogayi hissedicem.
rahat ic
Kardesimle en son 10 gun once filan konustum. Kisacik.
O zamandan beri kac kez aradim, mesaj yazdim, email attim. Hicbirine cevap vermedi.Bir insan telefonu deli gibi calarken nasil o telefonu gormezden duymazdan gelebilir?
Hadi cevap veremedin, sonradan bir sms atmadan, bir aciklama yapmadan yatag gidip uyuyup ertesi sabah uyanip hayatina devam edebilir?
Benim ablalik durtum buna asla izin vermez. Annemleri her gun ariyorum. Annemle maillesiyoruz. Her gun mutlaka bir haber alirim. Baska turlu icim rahat etmez. Kardesimle de yakin zamana kadar boyleydi. Sonra birkac gunde bire donustu. Simdi telefonuma bakmiyor bile. Zor bir zamandan geciyor oldugu dusuncem de icimi rahatlatmiyor. Biz oyle alismadik. Surekli konusur, paylasacak seyleri bitiremezdik. Bu aralar bu konuya canim cok sIkIliyor.
Keske birgun uyanip, ah ya ben ne yapiyorum, annemi, ablami, babami ihmal ettim son zamanlarda dese.
Cunku benim su an onun bu diyecegi ani beklemekten baska bir secenegim yok galiba.
Eski gunlerimizi ozluyorum.
ogle yemegi
Daha cok su iciyorum.
Haftada 3-4 kez egzersiz yapar oldum.
Ise kisin sogugunda bile bisikletle gidip geliyorum.
Haftada en az 4-5 ogunum balik.
Her gun birkac meyve yiyorum.
Daha fitim, daha saglikliyim.
Artik cips, fistik yemiyorum.
Tatliyla zaten aram yoktu, onda bi degisiklik yok.
Kahvaltidaki recellerim light.
AMAAAA….
Bugun 5 erkek is arkadasimla ogle yemegi yerken tabaklara bir baktim.
Boyu 1.85-1.90 olan adamlardan bile daha cok yemek benim tabagimda!
Ve tabi ki hepsini yiyemedim, birsuru kisminin ustunu peceteyle orttum ve yemek israf oldu.
Bu huyum cok kotu. Acik bufede hicbir zaman edepli ve akilli olmadim.
Hep yangindan mal kacirircasina dolu oldu bufe tabaklarim.
Ogle yemegi porsiyonlari kisilacak! Bi o kaldi degistiremedigim “kotu” huyum.
This slideshow requires JavaScript.
yeni pasaportum
Bugun buyukelcilikten yeni pasaportumu aldim. Bordo pasaport. Daha kucuk ve sirin.. ve de birsuru sayfasi var. Benim eskisinde yer kalmamisti.
Ve eskisini elimden alacaklar diye endiselenmistim ama sadece delik acip geri verdiler. Boylece 2007den beri yaptigim yurtdisi seyahatlerine dair anilarim, kanitlarim elimden alinmamis oldu.
Ve buyukelcilikte yine birusuru cahil tip vardi sirada islem yaptirmayi bekleyen.
Calisanlar asabi, sert ve suskun, gerginlerdi. Soru soran insanin sabrini test eden tiplerdendi.
Kendimi cocuklugumda devlet hastanesinde sira beklerkenki gibi hissettim.
Turk insaninin en buyuk sorunlarindan biri bence cahil kadinlarin anne olup cocuklarini icguduleriyle yetistirmeleri.
Kadinlarin okumasi, diplomali, meslekli, egitimli olmasi cok onemli. Egitimsiz kadinlarin gelisiguzel, zekasini kullanmayi, analitik dusunmeyi ogrenmeden buyuyup ”yetiskin” olan cocuklari sonra bizim iste yaninda utandigimiz, uf boyle soru sorulur mu dedigimiz insanlar oluyor.. ve diyosun ki 40 yil adam Avrupa’da yasamis bir olcek degistirmemis kendini.. hala soranlara sivas’tan hangi koyden geldigini soyluyo..
kola
Kapagi acilmis ve bir kere icine hava kacmis kola, sisesinden dokulup giderse ise yaramaz, cope atilasidir.
Kolanin zevki o asitli, aslinda aci veren keskin tadidir.
Kolanin asli oyledir.
fit
Son on gundur filan her gun egzersiz yapiyorum. Zumba ya da xbox’ta your shape fitness.
Iyi forma giriyorum, bundan memnunum.. boyle gidecek uzun bi sure.. belki de hayat boyu..
Konusmak
Cocugu adina konusurken ”babamiz tatilde”, ”anneannemiz hasta” gubu cogul ekiyle ve kendini de kapsayarak konusan genc anneleri uyuz buluyorum.
Kendinden genclere ”annecim, teyzecim” diye hitap eden kadinlari, ”babacim” diye hitap eden erkekleri de fazla mahalle komsusu buluyorum.
Onemli bir gorevde oldugunu hissederek ve mutevazi gostermeye tennezul ediyormuscasina ben yerine ”biz” diye konusanlari kiro buluyorum. Birinci tekil sahis birinci tekil sahistir, o kadar.
6 sifir atali en az 6 yil oldu herhalde, hala o sisfirlar duruyrmus gibi milyonlu, milyarli konusanlari cahil buluyorum. Eskinin 2 milyari 2 bin lira artik bunu ogrenin yahu!
Tezgahtarlarla, pazarcilarla, kasiyerlerle konusurken ”sen” derken, daha iyi giyimli ve egitimlilerle konusurken ”siz” diye hitap edenleri kompleksli ve kibirli buluyorum. Tanimadigimiz herkes SIZ diye hitap edilmeyi hak eder, yas cinsiyet ve egitim durumu ayirt etmeden.
Herkese sekerim, canim, hayatim diyen kadinlari samimiyetsiz ve yapmacik buluyorum. En iyi arkadaslarina, samimi olduklarina diyenlere bi sey demiyorum. Ben cok kullanmam, o da oyle bir ihtiyac duymadigim icin. Hayatim dedigin bi arkadasinla yani baska kelime kalmadi da mi onu sectin diye sorarim.
Baskalariyla konusurken sectigimiz iletisim sekli aslinda kendi kimligimizi ortaya koyuyor.
Emek
Uzun zamandir oyle bir gecer zaman ki yi izlemiyordum. Sebebi acik: 1) dizi cok uzun her hafta cok zaman kaybettiriyor..
2) Senaryo sarkti, agalk zirlak sacma bir sey oldu
Dun aksam bi izleyeyim dedim. Eskiden oldugu gibi etkilenecegim ve aglayacagim bir bolum olmasini dileyerek tv nin basina oturdum.
Ve oyle oldu.
Cok hosuma giden bir diyalogu yazmak istiyorum. Kendime hatirlatma olsun:
Babaanne karakteri Cemile’ye evlerinin eski halini hatirlatir. Gercekten dizinin o zamanlarini hatirlayinca tasindiklari evin kapisi, izolasyonu olmayan bir harabe oldugu gozumun onune geldi. Bir de simdi oturduklari harika yesil renkli koltuklarla kiyasladim, ve evin onceki o halisik yikik haliyle simdi gercek bir sicak yuva izlenimi veren ev kiyas kabul etmez. HErneyse babanne der ki maddi durumun cok iyilestigi halde neden bu evden tasinmadin, neden hicbirimiz gitmek istemedik biliyor musun cunku bu ev harabe haldeydi ve onu biz ellerimizle boyle guzel bir hale getirdik. Ona emek verdik. O emek yuzundendir ki hicbirmiz bu evi birakmaya kiyamiyoruz. Zamanla bu ev degisti, guzellesti. Sabirla, emekle biz basardik bunu.
Bu dizinin bu birbirine guc veren kadin diyaloglarini seviyorum. Her sey kotu gitse de birbirlerine sarilip, duzluge cikacaklarini umit eden gucsuz ve umitsiz kadinlari, cocuklari bir arada gormek cok duygusal bir anlam veriyor diziye.
Aylin’in hastanede agladigi ve yere dusmek uzereyken anne ve babasinin sarilmasi hosuma gitti cok. Agladim. Bir cocgun davasindan obur cocugun hastanesine kosturan kendini unutan anne babalar.. Cok hos bi sahneydi.
Oyle bir gecer zaman ki ye yine boyle ara sirasda olsa bakmaya devam edicem.
Mete tipsizlesmis, Ali Kaptan yaslanmis, Aylin sismis, Cemile cökmus gorundu gozume. Osman tatlilasmis buyuynce.
disardan
Is yerimden bir arkadasim bana gecen bizim departmanin konusuyla ilgili bir sunuma katildigini ve benim yaptigim isi cok kiskandigini soyledi. Tam muhendislik fakultesindeyken uzerinde calismayi alanlari kapsiyomus.
Hayat ilginc. Benim gozum baskalarinin isinde baskalarininki benimkinde.
Ya elimizdekinin degerini bilmiyoruz
Ya da hep baskalarini yaptigi isler bize daha guzel gorunuyor uzaktan.
Mutlu hayat
Uzun zamandir haberlesmedigim arkadasimla Facebook’ta yeniden bulustuk. Fotograflarima bakmis ve resimlerin cok guzel, mutlu bir hayatin olmasina sevindim diye yazmis.
Mutlu bir hayati oldugunu nasil anliyoruz insanlarin hakikaten?
Facebook’ta olumlu seyler yazip, arkadaslarla gulerken cekilen fotograflar paylas.. Olumlu ve ya provokatif yorumlar, status guncellemeleri yap.. Ve iste mutlu hayat. Bu mudur?
Insanlar facebook’a bakip arkadaslarini kendinden daha basarili, zengin ve mutlu zannediyorlarmis. Oyle zannetsinler diye ugrasmiyor mu herkes?
B insani
iki uc defadir is yerinde bana sakayla karisik b insani diyor calisma arkadaslarim.
sabah erken uyanip aksam erkenden yatanlar, caliskanlar, a insani…
tahmin edebileceginiz gibi sabah yataktan zor cikan ve gece gec yatmayi sevenlere a insani diyormus bu danimarkali arakadaslar.
ben turkiye de hic boyle a insani b insani duymadim.
acaba ben sabah erkenden suratsiz miyim ya? bana b insani dediklerine gore uykusuz ve suratsizim galiba. ama kendimi sabahlari huysuz biri olarak algilamamistim hic.
mesela sabahlari 7.30 da uyaniyorum.. bazen 8 de bile uyandigim oluyo,. 8.30-8,45te evden cikip bisikletle ancak iste 9da 9.15 de isbasi yapiyorum. ben ofise geldigimde herkes ofiste oluyo. ben gunaydin dyeip arka masadaki yerimi aliyorum.
tabi ise en son ben geldigim icin onlar erkenci ben b tipi oluyorum.
ya ama napiim sabah o onbes dakika uzatilan uyku bile oyle guzel oyle tatli oluyo ki,.,
hem onlar erken gelip erke cikiyo ben daha gec cikiyorum isten.
be b tipi degilim iste!
populer ama almiyorum
ipad 2011 de cok populerdi.. trende otobuste havalimaninda insanlari email imzalarinda (sent from my ipad) cok populerdi..
ben ipadï hala gunluk yasantim icinde gereksiz ve maddi acidanpahali buluyorum, need to have degil nice to have grubunda. oyun oynayabilir, dipnot’un upad dergisi gibi yayinlari takip edebilirim aslinda. bloguma ordan girip yeni yayinlar yapmak da hos olabilirdi. ama ihtiyacim var mi? hala hayir.
kitap okumayi ipad den yapmak ise hosuma gitmez. ben kitaplarin kokusunu, sayfalari cevirmesini, araya ayrac koyup kac sayfamin kaldigini gormeyi seviyorum. fiziksel takiliyorum yani. ipad dijital+sosyal medya icin ok ama kitap icin degil.
2)iphone
iphone yillardir populer ama benim yok. birinci sebep is yerindne verilen emektar samsung smartphone umdan memnuum. ikncisi dokunmatik ekranli narin telefonlari sevmiyorum.
ama fotograf cekip aninda bloga atmak ve facebook a gondermek guzel olurdu. eger su anki telefonumda o ozellik olsaydi benden cok daha fazla post aliyor olurdu bu sessiz goruntusuz blog.
3) twitter..
twitter yillardir populer ama benim hesabim yok. kim takip edecek? facebook varken blogum varken twitter’a ne gerek var. ama cuneyt ozdemir’i takip ediyorum orada. o kadar.
eksi cok eksi
eksi sozluk’e bayiliorum.. saatlerce okuyabilirim. aydinlanabilirim. gulebilirim karsisinda.. ogrenebilirim.. geyigin dibine vurabilirim. orada yazar kabul edilmiyor yillardir ayni kisiler yaziyor. ben birkac tesebbus ettim ama 20biinnci filan yedek oldum..
ifade ozgurlugunun Turkiye’de paslasma alani daralip giderken eksi sozluk bir vahadir.
ve son zamanlarda burada yaza ogrenciler okuldan uzaklasma cezai, hapis istemiyle mahkemeye verilme sureclerinden geciyorlar.
son ornegi mikail boz adli ogrenci. cocuk parasutle dekanlik gorevine kondurulan ysuf devran’i elestirdi diye okuldan bir donem uzaklastirma cezasi almis. hakaret yok, sadece gercekleri gosterme tesebusu var.
ve okul yonetimi mahkeme simdi uzun surer diye cocugun yazdiklari hakaret icerigi tasiyo mu tasimiyo mu diye kendi kendilerine karar vermisler. buyuk yanki gordu olay.
eksi sozluk’u rahat birakin..
su cocugu okula geri gonderi. sacmalamayin!
gecenlerde de bi savci bir eksi sozluk yazarini islam’i kucumsuyo diye mahkemeye vermisti.. binlerce sayfa arasindan sen git o cocugun yorumunu bul mahkemeye ver.. olacak is degil.. istedigini yazar ya.. sana ne.. savciysa baska islerle ugras… ifade ozgurlugumuze karismasin kimse..
sasirmadim
Dunyanin ilk Facebook uzerinden para transferini Denizbank’in facebook sayfasi yapacakmis.
sasirmadim. dunyada boyle bir ilkin bizden gelmesi normaldir. facebook’u biz icat edemezdik. kredi sistemini biz icat edemezdik. ama biz musterilere ulasmasini iyi biliriz!
Turkiye bankalari vatandaslara kredi vermek icin o kadar agresifler ki.. Insanlari zorla kredi almaya tesvik ediyorlar (kandiriyorlar desem) ve ellerinden gelen ne varsa yapiyorlar. Telefonlar, spam mailler, kredi saticilari, sms’ler.. Her sey mubah..Facebook’u bankaya cevirme isinin teknolojik altyapisini hazirlamislar, simdi Beyaz reklaminda oynuyor. Sayfayi like et ve kredi al, para transferi yap. Ne kadar guzel! Canim bankam, cok sagol..!
Ben bir amerikan bankasinda calistim mezun olunca ve o tecrube beni bankalardan, bankaciliktan oyle soguttu ki.. Bu isi cok agesif uyguluyor Turkiye. Teknolojiye iyi yatirim yapiyor ve iyi kapsite insan gucu kullaniyor. Ve reklamlar! Tukenmek bilmeyen agresif reklamlar.. hep krediler daha vantajli faizlidir, odemeler esnektir.. kredi alana kadar bankanin bastaci, odemede problem cikinca sumuklubocek muamelesi normaldir.
Turkiye’deki kredi pazari benim midemi bulandiriyor.
Mevsim ve Kadin
Bazen kendimize cok yuklednigimizi, sinirlarimizi cok zorladigimizi dusunuyorum. Is yerinde her zaman dinc, akilli, esprili, profesyonel, iyi giyimli, bakimli olmaliyiz.
Haftasonlari arkadaslarimiza zaman ayirabilmeliyiz. Ailemize sefkat ve ozen gosterebilmeliyiz. Spora gitmeliyiz cunku hatlarimiz yuvarlak, karnimiz sIkI, bacaklarimiz selulitsiz olmali.
Kocamiz eve geldiginde evde gulumseyen ve anlatacak cok seyi olan bir kadin gormeli. Mutlu gorunmeliyiz, pozitif olmaliyiz. Cocuklar icin iyi bir anne, fedakar ve aktif olmaliyiz.
Cocuga iyi anne olurken esimizi ihmal etmemeli, hala guzel ve enerji dolu olmayi ihmal etmemeliyiz.
Haftanin her gunum, gunun her saati.
??!!
Bence modern kadinin isi zor! Sadece cevremiz degil kendimiz de kendimize baski kuruyor, basari citasini duzenli araliklarla yukari daha yukari kaldiriyoruz.
Kadinin insan, insanin doganin bir parcasi oldugunu hatirlamak lazim bazen.
Dogaya bakmali uzun uzun. Gecis donemlerini anlamak gerek.
4 mevsimi dusunun..Bol cicekli bir kiraz agacini..
Yaprak dokmek, sonra yine cicek acmak.. Yine dokmek ve sonar yine acmak.. Yavaslamak, sonar yine hizlanmak..
Dogada gecis donemleri var. Olmak zorunda. Bahara verimli ve bol cicekli girmek icin agac kisi gecirebilmek zorunda.
Kadin olarak bizler de bazen basarisizliklarimizi, yetersizliklerimizi kucaklamaliyiz. Kendimize kizip, kendimizle hayalkirikligi yasamaktansa
Gectigimiz donemleri anlamali, bir sonraki mevsime hazirlik oldugunu idrak etmeliyiz.
Kendimizi kucaklamamiz lazim. Cicek acmak da dökmek de hayatimizin parcasi. 4 mevsim yaz isteyen varsa icten ice kuraklastigini, yoruldugunu fark edecektir.
Dogayi anlamak, hayati kucaklamaktir.
acil susam acil
4 haftadir filan kendimi yetersiz, beyni bulanik, hafizasi kotulesen, yapraklari dokulen bir agac gibi hissediyordum.
10 gundur yogun D vitamini ve diger karma vitaminlerden almaya basladim.
Bugun beynimin ”acildigini” eskisi gibi hissetmeye basladigimi soyleyebilirim.
Nihayet!
Kisin etkisi yerini D vitamini zaferine birakiyor..
Oh be!
Brr!
Is te bu havada bile hala ise bisikletle gelip gidiyorum..
-15 derece hissediliyormus.. Hava gunesli ama kar yok, yagmur yok. Aslinda lahana gibi giyindikten sonar sorun azaliyor. Bugun ust uste birsuru sey giydim ve hatta terledim bisiklette.
Simdi otobuse binsem, yok otobus bekle, yok kalabalikla mucadele et, yok yaninda uzay gemisi buyuklugunde bebek arabasiyla binip millet uyuz edenler, yok otobus degistir, oksurenlerden mikrop kapmamaya calis
Onlarla ugrasana kadar atliyorum bisikletime, vinnnnn!


















