Ask romani uzerine

Ask romani Elif Safak’in artan popularitesi, yaz sezonunda pembe kapakla piyasaya surulmesi, plajda uzanip gunesleyen kadinlarin elinden dusmemesiyle kuskusuz guzel bi ticari basariya donustu. Yazarin Alacati’da Dost kitabevinde imza gunu vardi, Izmir’de tatildeyken gormustum. Eminim Turkiye’de ulsabildigi her noktada kitabinin promosyonunu yapti Elif Safak.
Ben ELif Safak’in mesafeli durusu, Med CEzir’de isledigi aykiri duruslarini seviyorum. Bit Palas’i ya da Pinhan’i okumayi dusunuyordum. O da benim gibi tarihe merakli, kafasinin ici belli ki ayni anda 10 bin milyon baloncuk dolu. Siyah Sut’u o kadar tutmasam da, hatta ortalarinda sIkIlmIs da olsam son kisimda Ayn Rand gibi kadinlardan bahsettigi icin yine de olumlu dusuncelerle kitabi sonlandirmistim. Belki de Elif Safak’in o soguk ve akilli kadin karizmasi yeni kitaplarini almaya tesvik ediyor. ASK kitabi ise ben okurken karmakarisik yapti icimi. Tasavvuftan etkilendim tabi ki. Sufilerin gozunden gorseydi tum Muslumanlar dunyayi daha bariscil bir dunyada yasiyor olurduk burasi kesin. Ask’la, sevgiyle gormek her seyi ne guzel. Mesnevi’yi, toleransi, bilgeligi hatirlatmasi hosuma gitti. Celaleddin Rumi ve ozellikle Tebrizli Sems hakkindaki gercek bilgileri okuma, arastirma istegi uyandi icimde okudukca. Sufilerin 40 kuralini farkli bolumlere, farkli sirayla yerlestirmesi de hostu. Etkilendim. Ancak Ella ile devam eden hikaye orgusunu gayet Turk dizisi kivaminda buldum. Kitabin her yerinde farkli kisiler tarafindan verilen ic konusmalarin Turkcesi oyle basitti ki. Kisacik cumleler, basit ve klise konusmalar.Hatta karakterler de cok ama cok klise. Ornegin kerhane sahibinin sert karakteri, sarhosun iyi kalbi, kerhaneyi terk eden Col Gulu’nun aslinda onurlu ve iyi kisiligi hepsi ne kadar da cok dizilerden firlamis gibiydi. Ic konusmalari boyle basit anlatmasi bence ELif Safak’in ticari basariya fazlasiyla odaklanmasindan geliyor. Hele Sems ile Rumi’yi ana karakterler olarak kullanip da onlara konusmalar yaptirmasi, Sems’in gelmesiyle Rumi’nin bozulan aile duzeninde verdigi detaylar, tum bunlari gercek isim kullanmadan yapmaliydi. Kitabin cok satmasi, cok okunmasi icin ona gerekli olan buyuk isimlerdo belki de.. Eger farkli isimler yaratsaydi, ve ozde Sems le Rumi’yi baz alsaydi o zaman daha etik bi davranis olurdu. Ve daha az satardi muhakkak. Pembe kalpli kitapla Rumi’yi Sems’i gercek kisi gercek hikaye kullanip, yeniden hikaye yaratmak, gercekten uzaklasmak bana tasavvufu bu kadar seven bi insandan beklenmeyecek bir davranis olarak geliyor. Tasavvufu bu bahaneyle okumaya baslayan plaj kadinlari eminim daha 200. sayfaya gelmeden ellerinden dusuruverdiler kitabi. Ben IZmir’de basladigim kitabi kisa surede Kopenhag’da bitirdim. Ve tasavvufla olan kisimlarini icime cekerek okudum. Ama o 40 kural disindaki Ella nin boston’da yaptigi ordekleri hizla okuyarak ve inandiriciligina asla kapilamadan okudum.
Elif Safak daha iyisini yapabilirdi.. Belki de aceleye gelmistir bu kitap.. Oyle bir izlenim birakti..
Ama her seye ragmen ASK’i yazsin cok okunan yazarlar, daha cok kisi hatirlasin bilgeligi.. Yozlasan her seye karsi en guzel mucadele daha cok okunan kitaplar olsun, Sems’in adini edebiyat dersinden sonra ilk kez duyan insanlar yeniden unutmasin.. Eger bedeli daha basit Turkce, daha basit kurgu olacaksa varsin olsun.. ASK’i, seksten uzak, ici bosaltilmamis haliyle de hatirlasin okuyanlar.. Sonra gidip bi kitap daha alsinlar..Ve de Elif Safak gibi bir akademisyenin, kadin yazar olarak basarili,populer olmasi, iyi par kazanmasi sanati artik sarkicilikla bir tutanlarin dikkatini ceksin.. YAzar olmak istiyorum buyuyunce diyen daha fazla cocuk, genc olsun. Cemberin disina ciksinlar..
Dun is cikisi bisikletim le Islands Brygge plajina gittim. Kanalin kenarinda, iskelenin ustunde denizin iskelenin bacaklarina carpan sesini dinleyerek bitirdim kitabimi. Mukemmel bir settingdi..Iste o setting’e gercekten de yakisti ama son sozleri kitabin. #BAsli basina bir dunyadir Ask. Ya tam ortasindasindir, merkezinde, ya da disindasindir hasretinde…#
Burda bitirdim kitabimi, guzel yer guzel an..

Yeni Turku’nun de ya icindesindir cemberin ya da disinda sarkisini hatirlatti bu slogani.. ELif Safak bunu onceki yazilardan mi aldi acaba kendi Yeni Turku den mi esinlendi. Merak ettim..
Bu sarkiyi seviyorum…
ben de kitabı bitireli 2 hafta olmuşmudur bilmiyorum. Dediklerinin hepsine katılıyorum. o konuşmalar, karakterleri çok sıradan yapmış söyledikleri şeyleri herkes düşünebiliyor. Bize onların gözünden bakma fırsatı vermiyor. Herkesin içindeki sarhoş, herkesin içindeki cüzzamlıyı anlatmış sanki. Kimse onları takmıyor, hor görüyor ve onlar bunun farkında vs. beni etkileyen tek şey Şems. Mevlana bile değil. Mevlana zaten öğrenci olarak gösterilmiş kitapta. ve eğer gerçekse, ki gerçek, mevlanayı mevlana yapan Şems olmuş. Şems’in görevi dediği gibi mum olmakmış mevlana için.
umarım sıkılmadın..
Ama mevlana’nın diyalogları bile çok basit olmuş. Bence Elif Şafak insan psikolojisi, kültürü vs. den pek anlamıyor ve fazla derine inmiyor. Herhangi biri bu hikayeyi bu şekilde yazabilirdi. Cümleleri kendine özgü değil.
Benim kızdığım ve anlamadığım nokta, dediğin gibi gerçek karakterler kullanması. Özellikle Şems’in ölümünden Mevlana’nın oğlunu sorumlu tutması ayrı bir sorun zira bazı kaynaklardan okuduğuma göre, Şems’in öldürüldüğü ya da kaybolduğu konusunda kesin bir bilgi yok. Zaten olsaydı bilinirdi die düşünüyorum. ve öyle olsaydı Mevlana çok silik bir tepki vermiş olurdu kitaba göre.
Ben karakterler bölümünde çok sıkıldım hep. Daha iyi işlenebilirdi. Ama genel olarak Aşk konusunda cinselliklten uzak, kişiyi putlaştırmaktan uzak bir düşünce akımı vardı. Sevmek için yüreği bu kadar genişletmek bilim ilim sahibi olmak vs… onlar güzeldi.. ve Şems ile aşk konusunda kader konusunda aynı şeyleri düşünüor olmak da beni onurlandırdı.
Benden de bu kadar. en uzun yorumumu da burada yaptm
ellerine sağlık kitap eleştirisini çok güzel yapmışsın. açık ve net…
dailylifeguide
Ağustos 15, 2009 at 19:02
ayrıca bana da o şarkıyı anımsattı hep.. ben de çok severim
dailylifeguide
Ağustos 15, 2009 at 19:04
Dailylifeguide, yorumundan sIkIlir miyim hic.. Hep yaz, mutlu oluyorum okurken.Demek sen de ayni yerlerde takildin ve daha iyisi olabilirdi dedin. Mesela Orhan Pamuk’u okurken asla bunu soylemiyor insan kendine.. Cunku onun yillarin titiz calismasi sonucu kitap yazdigini hissediyor insan, her satirda.. Elif Safak da biraz daha kisikliklere agirlik verir umarim gelecek yapitlarinda..
Aslijo
Ağustos 17, 2009 at 07:33
dailylifeguide
Ağustos 17, 2009 at 22:13
Peyami Safa – Yalniziz, bunu not ediyorum ve gelecek sefer Izmir’e gittigimde mutlaka ediniyorum! Ben simdi Olasiliksiz’a basladim. Onu da Turkiye’den almistim, ve sonra Yuzyillik Yalnizlik’a gecicem. Daha okunacak cook sey var cook..
Orhan Pamuk’a bir sans daha verir misin?! O usta bir yazar. EGer Elif Safak’in karakterleri igreti duruyorsa Orhan Pamuk’ta tam tersini hissedeceksin. Masumiyet Muzesi onun bence en kolay okunan eseri. Ask romani sonucta. Ama bende hos, huzunlu bi ani birakmisti..Deneyebilirsin sen de..
Asli
Ağustos 18, 2009 at 07:19