air and time and space and light

Archive for Temmuz 2009

ne olucam demeli

without comments

gecen yaz maersk mulakatlari icin takip ettigim blog yazarinin bu ay basinda isten cikarildigini ogrendim az once!!! cok sasirdim. kiz hep motivasyon eksikliginden bahsediyodu blogunda ve isten cikarilmis sonucta!!!!
ilginc..

Written by Asli

Temmuz 15, 2009 at 19:08

olagan seyler kategorisinde yayınlandı

safari.. katar ve civari

without comments

cumartesi gunu louisina ya gittik.. pazar gunu de Lolland’daki safari parkina.. cok eglenceliydi. hayvanlarla ozlem giderdim :) bol bol resim cektim. hem de yeni 300mm lik nikon lensimle.. en kisa zamanda birkac resim eklicem.

dizimde bandajla ise geldim. az once yeni mudurum buratya gelip beni cagiurdi ve yeni ulkelerimi soyledi: katar+bahreyn+kuveyt.. Turkiye yine yok.. sinir oldum! surat astim biraz oyle pozitif gorunmedim.. bence artik rol yapmama gerek yok. bu karardan memnun degilim. nokta.

Written by Asli

Temmuz 13, 2009 at 08:20

olagan seyler kategorisinde yayınlandı

bugun benim dogumgunum! 29.kez :)

without comments

dogumgunum su anakadar cok basarili geciyo! :)

dun aksamki yagmur sayesinde bisiklet kazasi gecirip dizimi cok acittim ve bu sabah da cim devam ediyo. ama guzel dogumgunumu bozmasina izin veremeyiz boyle bi seyin di mi!

sabah uyandim ve lene&jørn&morten’in hediyeleri masaya coktan konmus her sey hazirdi.

kocaman hediye paketletlerini acmak cok zevkliydi.

morten’dan 300mm nikon lens geldi, inanilmaz bi hediye! artik blogumu super fotograflarla susleyebilirim. cooook mutlu oldum. ayrica morten muse’a konser biletleri almis. buna da cok sevindim. konser ekimde.

leneler de tuval (kocamannn) ve sovalye ve yemek kitabi ve para ve grill seti almislar.. cok guzeldi hepsi. sabaha cok guzel basladim.

annem sabah 8 de mesaj atmisti onu aradim.. sonra elif aradi.. onunla konustuk michael bana hediyelerle hava atiyorum diye kizdi sakayla karisik. elifin dogumgunu icincitayi cok yukseltmisiz :) babam da aradi dogumgunun kutlu olsun sarkisini soyledi. elif ten harika bi kartpostal geldi!! benim fotograflarimdan olusan cok tatli bi kat yapmis kardesim bana.

sonra hastaneye gittik dizimi gosterdik. bandaj takildi.

sonra louisana modern sanat muzesine gittik. mimari sergi boraz teknik kacmisti.. keske sanat sergisi olsaydi onun yerine. ama disarda oturup kahve ve cilekli kek super oldu.

sonra blockbuster dan penguenlerin yuruyusu dvd sini aldik. bu aksam balkonda barbeku yapip arkasindan penguenleri izlicez.

gayet guzel geciyo :)

keske annis ve babis ve tatli ebisle de birlikte olabilseydim bugun..

haberler boyle :)

Written by Asli

Temmuz 11, 2009 at 18:58

olagan seyler kategorisinde yayınlandı

wordpress’im bozuldu!?

without comments

Bug midir nedir anlamadim.. Fotografimi degistiremiyorum.. Profil vs tum ayarlara bakiyorum fotografini degistir diye bi sey yok. Uyuz oldum yaa!

Written by Asli

Temmuz 10, 2009 at 13:56

About blog kategorisinde yayınlandı

filler

without comments

Son zamanlarda filleri cok sevdigimi yazmis miydim? Evimizde pencerinin onunde duran minik bir fil biblosu var. Sanki guclu ve sevimli ayni anda olmaz diyenlere inat bir sirinlikle duruyor pencerenin onunde. Onun fotografini cekip buraya eklemeliyim. Simdilik bu imajla yetinelim:

(Bunu bi yerde kullanmak istiyorum.. Cok tatli)

genesh_1024

Written by Asli

Temmuz 9, 2009 at 12:40

cok sevdim kategorisinde yayınlandı

Tagged with

artik boyle

ile 2 yorum

Sabir ver bana!

angerOfisteyim. Az once telefonum caldi. Finanstan K. Titrek ve itici sesiyle bana Danca mi Ingilizce mi konusuysun diye sordu. Ingilizce dedim. Kadin bana demesin mi: “Ama burasinin bir Danimarka sirketi oldugunu biliyorsun di mi!?”

Uf gel de gicik olma!

 

Blogda zaten Danimarka’da bana yoneltilen salak ve sinir bozucu sorular top 10′u yapicam bir gun!

Ben de ona Yoo gercekten mi oyle diye bi cevap verdim.

Sonra kadin para biriminde yaptigim yanlislikla ilgili beni uyardi. Hicbir sey olmamis gibi konusmamizi surdurduk.

Ve ben yine kendimi 1-0 maglup hissettim.

Icim rahat etmedi.

Kalbim hizla atti.

Ben de toplanti odasina gidip o kadini aradim. Daha once hic yapmadigim bir sey. Sirf sinir oldum diye, laf sokmak icin is ortaminda kimsetyi aramimistim. Ne Turkiye’de ne de burda.. Ama artik kendi kendime vermis oldugum karari uygulamak amaciyla onu aradim ve dzgun, sakin bir uslupla sunlari soyledim:

Sirketin Danimarka sirketi olmasiyla ilgili olarak yorumunuzdan hoslanmadim. Ben Dancayi zaten ogreniyorum ama kabul edersiniz ki zor bir dile ve zaman aliyor. Siz de unutmayin ki burasi uluslararasi buyuk bir sirket ve Ingilizce konusabiliriz. Danca da konusucam bir gun ama henuz degil. Insanlar yabancilara karsi daha acik olmali. Beni mudurlerim egitimim ve tecrubelerim dogrultusunda bu ise aldilar.

anger2KAdin soyle dedi evet tabi tabi biliyorum ama eger her gun ingilizce konusursan dancayi ogrenemezsin ki, di mi?

Yani artik uzatma istersen, artik daha fazla SIkIcI olma ve SUS, haddini bil! dicektim  ama tabii demedim.

Dedim ki: evet ama merak etmeyin konusuyorum yeteri kadar ayrica beni neden aradiginiz bilmiyordum. karmasik bir sey de sorabilirdiniz.

O da evet evt neyse tamam tesekkurler dedi kapattik.

Isterse bana gicik olsun ya da nefret etsin.. Ama lafimi soyledim icin rahat etti..

Artik boyle! Iyi yapmisim di mi? Biri bana evet o kadin hak etmis ama desin! :)

Bir dahaki amac: daha hazir cevap olup bunlari 2. telefonla degil, simultane soyleyebilmek!

bu  yasta ugrastigim seylere bak.. ah yabanci olmak ahhhh ah danca ogrenme surecim ah ah

Written by Asli

Temmuz 9, 2009 at 12:07

bu haberler beni yordu

without comments

Freaky_Jboy_1600x1200Bloguma daha onceden goz atmisligi olanlar bilir.. Bir ay once sirketten 150 kisi civarinda “sanssiz” isten cikarildi. Bu hem kalanlarin moralini bozdu hem de bizim departmanin baska bir departmanla birlesmesine sebep oldu. Birlesme 15 Agustos’ta. O zamana kadar kendi ofisimdeyim. Ve isler yaz tatili nedeniyle nasil durgun anlatamam.. Gunumun cogunu okuyarak geciriyorum. Cnn, Time, Newsweek, hurriyet, sabah, taraf, radikal, bloglar, vs vs.. Haber okumayi seviyorum ve bunu icin su son haftalarda cok zamanim var.

Turkiye’de yasamamamin iyi bi yani var. Haberleri okudugumda sadece sinirleniyorum! Eger bi de haberleri gurultulu, reklamli, garip diksiyonlu, abartili, yanlis yonlendirmelerle dolu kanallardan izliyo olsaydim bir de ofkeden deliriyor olurdum herhalde.

Gecen gun kanal d ve start tv den haberleri internetten canli izleyeyim dedim. KAnal d’deki Deniz miydi neydi o adamin yuz mimikleri, vucut dili, abartili diksiyonu beni aninda soguttu. Zapping yapamiyorum ama o sayfayi kapatip Star TV den bakayim dedim. Ugur Dundar yoktu. Onun yerine genc bi kadin spiker vardi. Onun uslubuna da yapmacik buldum. Ve de haber gayet onemsiz bi konuydu galiba.. Onu da kapattim.. Ve reklamlara bulasmadan internetten okuduklarimla yetineyim dedim. Aslinda TR kanallarinin reklamlarini bazen ozluyorum. Danimarka’da DR kanallari o kadar sade ki sIkIcIlik noktasina yaklasiyo kolaylikla. Ve reklamlar nasil ucuz duruyo. Nerde fakir Turkiyemin tuketici dunyasini tahrik eden reklamlari.. Nerde o hapur hupur sucuk yiyen cocuklar, bonus kafalar, selocanlar!!! Benim TR reklamlarina hislerim sevgi ve nefret iliskisi! Hem hareketi, yaraticiligi, canliligi, kiskirticiligi seviyorum hem de o delig gibi yiyip cogunlugun alim gucunu umursamayan, renkli gozlu sari sacli cocuklari her saniye gozumuze sokan zihniyeti hic sevmiyorum. Sanki Turk cocuklari hep o kumral mavi gozlu cocuklardan olusuyo. Ozentilikten gecilmiyo ki..

angry ghostNeyse haftanin sinir edici haberlerine goz atayim:

1) M.Egitim Bakanligi cocuk kiyafetlerine ozgurluk getirecekti ya kiz cocuklarinin etek boyu dizi gecmicekmis! DOgru 8 yasindaki bi kizin diz kapaklari gorunurse yoldaki sapiklarin gozu doner! Bunu durdurmaliyizzzz!

2) Marmara Universitesi’nde doktara tezi yazan bayan akademisyenin Çoğunluk İktidarı ve Azınlık Hakları Direnişi, Türkiye’de Kürtçe Dil Hakları konulu tezi donduruluyo. Cunku Nesrin Uçarlar aslinda bu konuya deginerek bölücüluk yapiyomus. Universite’den bahsediyoruz! Bu tabular, dondurmalar, yildirmalar icimi karartiyo. Bilim insanlari yetistirmeye calismiyor mu universiteler! Yassah zihniyeti her yerde!

3) Siirt’te ailesi tarafindan balkondan atilip sedyeyle hastaneye tasinirken uvey amcasi tarafindna bicaklanan genc kizi yine ailesine teslim etmisler. Kocaman ulkede o kizi koruyacak bi yer bulamadilar..

4) Hrant Dink cinayetiyle ilgili davada Ogun Samast ve grubu cok eglenmis! Gulmusler, espriler! yapmislar.. Tanik dayanamayip Ne guluyosunuz lan demis..  Ve bu oglanlarin iyice korundugu, simartildigi, aslanim kocup ifadeleriyle sirtlarinin oksandigi o kadar bariz ki.. Tiksiniyorum.

Written by Asli

Temmuz 9, 2009 at 09:39

Turkiye, kadin haklari, kamu vicdani, sinirimi bozanlar kategorisinde yayınlandı

filmlerden

without comments

Gectigimiz Cumartesi Russel ve Peter davetlimizdi. Gayet ince bir jest yaptilar ve 2x Japon kupasi, 2046 adli film ve Kurosawa’nin collection’ini getirdiler bize. Tabii hos kokulu pembe cicekleri de belirtmeliyim.

2046′yi Pazartesi + Sali aksami izledik. Ben daha fazla bilm kurgu ogesi olacak zannediyordum ama daha cok Chow’un yan komsusu kadinlarla ilgili anilari vardi. Yine de gelecek ile ilgili sahneler cok hostu, androidler, tren yolculugu ve ozellikle muzik. ¨Hüzünlu bi filmdi ve ilgincti.

Pazar gunu Damaged’i izledik. Juliette Binoche’un oyunculugu ve cesareti hakikaten takdir edilmeli. Ve repligi unutlmaz: Damaged people are dangerous. They can survive.

Dun de Monster’i izledik. Gercek hayat trajedilerine hep ilgi duymusumdur. Lee’yi oynayan Charlize Theron un bazi jest ve mimikleri sanki abartiliydi, gercekci durmamisti. Ama okudugum kadariyla Amilee de gercekten biraz tuhaf vucut diline sahipmis. Saclarini elleriyle geri iterken yaptigi hareket mesela onun durusmalarda simge fotografi olmus, sanki kendini boguyo olduruyo gibi duruyo cunku. O kadinin sucu 7 kisiyi oldurmek ve tabi ki en az bir kisi sucsuz yere oldurulmus olabilir. Ama oldurduklerinin icinde kadinlari taciz etmekten sabikali bir adam da varmis, subyanci da. Kadina acidim her seye ragmen cunk o dogdugunda babasi cocuk tacizinden olum ceazsini bekleyen bir sucluymus. Ailesi dagilmis, daha genc kizken fahiselik yapmaya baslamis. Ve iste boyle ailelerden gelen insanlarin, kucuckken taciz dilenlerin, damaged olanlari hayati acikli ve ya tehlikeli oluyo. 2002′de zehir enjekte edilerek idam ediliyo. Acikli bi hayat hikayesi.

Written by Asli

Temmuz 9, 2009 at 08:51

cinema kategorisinde yayınlandı

fra bondesøn til natochef

without comments

This was the programme I saw on tv last week-end..

Anders Fogh Rasmussen has surprised me three times since I came to Denmark:

1) At European Movie Awards Festival beg/2009. He arrived with his wife. She was involved in “Vild Med Dans ” TV-show and of course she was in the spotlight. Well, after some photo shoots they came in and just disappeared in the crowd. They looked like they were ordinary guests. If I had not known he was the prime minister of Denmark, I would have thought he was a celebrity whose fame was fading. He played a low key. So modest and positive. Comparing him to his counterpart in Turkey, wow a difference that would stun the world! Our PM is not made of flesh and blood. He is made of EGO and Anger..

2) His firm stance about the Turkish PM’s opposition against his Nato general secretary candidacy. He said he has respect for Islam and he has not yet apologized to Turkey. He proved to be a man of principles, and firm believer of expression of thought.

3) The TV show whose title I have chosen as my post title. It means : from farmer’s son to nato chief. The documentary starts with him on bike cycling in Jutland’s green landscape. It also finishes the same way.He is cycling like any other Danish man.. No exceptions, no ego, no nato-chief appearance. The program covered his quotations from  his earlier political speeches. It was cool to see what he experienced as a leading politician. He was giving a speech about Europe after the Fall of Berling Wall.  He makes sense and he is very clear about what he is saying. I also like the fact that he was in high school’s politics group then he studied economic and he knew what he liked best, what he was passionate about. I always respect people who go a direct career path without derailing themselves. The presenter took him to his childhood days, to his parents’ house, to his highschool. It left a smile on my face that also in Denmark, there was this farmer’s son going to big city school and feeling strange among the rich kids. Him working hard to catch up with them.. Him studying danish nudansk book to learn more words..  He was modest but when he spoke about ideas, he looks really convincing.

fra-bondesoen-til-nato-chef

Oh I must write how the programme ended:

The speaker says ‘Tak, Anders!’.. He answers back ‘Selv tak. Det var spændendt”

I cannot imagine a dialog like this in Rize:

- Tesekkurler Recep

- Yok asil ben tesekkur ederim heyecanliydi..

Or

- Thanks Barack..

- Oh I thank you.. It was exciting..

No Mr President or no surname.. Just his firstname!

And after saying these modest words, he jumps on his bike..

Surprising to see such modesty.. Danish culture is interesting in many ways. This is one of the things I find impossible to imagine in a different context whether it is in Paris or Osaka or Rome or Washington..

Written by Asli

Temmuz 8, 2009 at 11:27

Danimarka kategorisinde yayınlandı

Tagged with

modern day slavery

without comments

we had our agent from qatar visiting us in copenhagen.

they came here for business and I noticed somehting disturbing.

the old, rich qatari (owner of the agency) does not bother to clean his plate after lunch unlike all other “ordinary” people had to do it.. he assumes that he has got the “privilege” of “sponsoring” a palestinian guy to do it. that guy has to bring him peaches and knives and fork.. this owner-slave relationship between them just devastated me. I cant believe such grown ups can act in that way in today’s world. I hate the attitued of that old man. He is exploiting a younger man, who is smarter and more business oriented than himself. It is unfair. I cannot stand it.. Efendi-sahip-owner-rich-king that’s what he thinks of himself. for me he is a human rights violater who deserves no respect.

human_trafficking_istock-prv

I also looked up in wikipedia and realized that this is just common in Qatar.

From wikipedia:

In common with other Persian Gulf Arab countries, sponsorship laws exist in Qatar. These laws have been widely described as akin to modern-day slavery.[21] The Sponsorship system (Kafeel or Kafala) exists throughout the GCC and means that a worker (not a tourist) may not enter the country without having a kafeel, cannot leave without the kafeel’s permission (an Exit Permit must first be awarded by the sponsor, or kafeel), and the sponsor has the right to ban the employee from entering Qatar within 2–5 years of his first departure. Many sponsors do not allow the transfer of one employee to another sponsor.

 Moreover, there is also trafficking involved.

According to RefWorld:

Qatar is a destination for men and women trafficked for the purposes of involuntary servitude and, to a lesser extent, commercial sexual exploitation. Men and women from India, Pakistan, Bangladesh, Nepal, the Philippines, Indonesia, Vietnam, Sri Lanka, Ethiopia, Sudan, Thailand, Egypt, Syria, Jordan, and China voluntarily travel to Qatar as laborers and domestic servants, but some subsequently face conditions of involuntary servitude.

Written by Asli

Temmuz 7, 2009 at 20:47

kamu vicdani, ogrendim, sinirimi bozanlar kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,