Ocak, 2009 için Arşiv|Aylık arşiv sayfası

Davos krizi

Bugune Recep T. Erdogan’in Davos’ta yarattigi firtinayi soluyarak basladik.

Okuduguma gore Istanbul’da yuzlerce kisi Erdogan’i kahraman gibi karsilamis.

Milliyet’in, Hurriyet’in okuyucu yorumlarina bakinca Yahudi dusmanliginin Turkiye’de hangi noktalara geldigini gormek beni ürküttü dogrusu. Israil’i Hitler’in Almanyasina benzetmeler, nefret kusmalar, sanki Hamas degil biz Israil’le mucadele icindeyiz. Oysa YIlmaz Ozdil’in gecen gun yazdigi gibi IZmir’de yazin bir devlet hastanesinde 50 ye yakin bebek sebebi bilinmeyen bir sekilde olmus ve daha yeni, aylar sonra, aciklanmisti ki hastaneye karsi sorusturma devam etmeyecekmis. Y.Ö diyor ki Hamas’in oldurdugu cocuklar bu kadar umrumuzdayse hastanemizde olen bebekler icin neden bir sey yapmiyoruz? Demek istedigim AKP’nin pompaladigi Israil ve Yahudi politikalar, fanatiklesmeye musait halkimiz tarafindan ici bos kindarliga, dusmanliga ve radikellige gecis yapiyor.

Davos’u terk edip gitmek, dunyanin gozu onunde boyle bir sov yapmak acaba ulkemize uzun vadede fayda mi zarar mi getirecek? Davos’un onemli oldugu acik ama adil olmadigi da goz onunde. Tum dunya liderleri 12 dak. soz hakki almisken Shimon Peres’e 25 dak soz hakki verilmesi, Erdogan’in sozunun sIkca kesilmesi hos degil. Ve Erdogan’in sinirlenmesini de anliyorum cunku sadece basbakan degil R.T.E olarak kisisel tepki veriyor. Ama kalkip gitmek, Israil’le dis islerimizi bu kadar zorlamak, meydan okumak bunlari gereginden fazla, abartili ve dugusal tepkiler olarak goruyorum. Orta duzeyde bir yoneticinin bile bir toplantida sinirlerine hakim olmasi en dogal yoneticilik vasiflarindan biri olarak gorulurken basbakanimizin tutup da Davos’ta kipkirmizi kesilmesi pek yakisik almadi bence. Hele dunyada yayilan Hamas yandasi gibi gorulmemizi körüklemesi en korkunc yani. Hamas bir terorist orgut, Avrupa ve Amerika icin Hamas=terorist. Secimle gelmesinin ne onemi var?! Erdogan Hamas’la konusulmasini muzakere edilmesini istiyor ve acikca dile getiriyor. Peki Turkiye’ye PKK ile uzlasin dediklerinde Erdogan’in tepkisi nasil olurdu? PKK secimleri kazansa ve dunya onlara teror orgutu degil de siyasi parti muamelesi yapsa bizim tepkimiz olculemezdi. Ama Turkiye Hamas’i aklamaya calisiyor. Biz nasil PKK yi asla affetmeyeceksek Israil’in de Hamas’i teror orgutu gibi gormemesi imkansiz.

Anadolu Ajansi Peres ozur diledi diye uydurma bi haber cikarmis, Sabah-Hurriyet-Milliyet gurur duyar gibi Peres ozur diledi diye buyuk harflerle gecmisler haberi. Le Monde a baktim AFP yalanlamis haberi, boyle bir ozur dileme gerceklesmedi diye. Kendi medyamiz haber cikarir, kendimiz inaniriz, kendimiz gaza geliriz. Nasil gaza gelen bir ulkeyiz! Turk olmadikca, Turkiye’de buyumeyince bunu disardan cozmek cok zor olurdu.

Sonuc olarak, Erdogan’in gercekten sinirlendigi icin toplantidan apar topar ciktigina inaniyorum. Gazze’de 1300 kisinin olmesini de facia olarak karsiliyorum ve Israil hukumetine karsi ben de tepkiliyim. Kabul edilemez bir insanlik sucu islediler. Erdogan’in bunu korkmadan ifade etmesi, Israil’le cikarlari bozulmasindankorkan diger devletler korkup kelimelerinini ozenle secip cikarlarini korurken aradanbir sesin cikip dogrulari soylemesi guzel. Bunu soyleyen bizim basbakanimiz bu da guru veriyor aslinda. Ama benim cekndigim olcuyu kacirip isi Yahudi dusmanligina kadar uzatacak olan halkimizin fanatikligi. Basbakan gaza getirdikce halk ipin ucunu kaciracak, bundan eminim. Ve bunun olmasini istemiyorum. Ayrica Erdogan bunu yerel secimlerde koz olarak kullanacak. Bizi Avrupa’ya degil Orta Dogu’ya dondurecek. Iste korkutucu ve olusmasi hic ama hic zor olmayan yanlislar serisi bu. Onumuz aydinlik degil. Enseyi kararttim!

It wasn’t me!

This is not just funny song title. This is an important step in my career at my current work place.

Today, after 9 days folowing the big speech given by our CEO, 2 people were finally laid off from my department. M gathered us at the breakfast table at 9am and he said there will be 2 people that he is going to contact right after this meeting. Those 2 people will say good bye to us. He is very careful, very considerate of what we have been thinking and feeling. Last week maybe we had more meetings than we should. It was too much to have one more and one more meeting without the real question being answered: will it be me? How many people from our department? He would gather us and say there is no news today. And yet, just because we gathered and the subject is this damn thing, everubody got demoralized. But I appreciate M for his efforts to become transparent and understanding and thoughtful towards us. Thumbs up for my manager!

That was P and K, who had to get the bad news. Actually I heard that K was giong to get retired anyway end of this year.  So I believe it was fair that they picked her. As for P, I think he really reacted very maturely to the bad news. He seemed to be in a good mood today. I appreciate him.

I survied this plane crash. I am happy about it… Truly grateful.. I just started here in Denmark and I do not want to get fired and look for jobs, ask M to give my daily allowance, be home eat and eat endlessly.. I like to coming to my office, drinking my tea, reading my morning newspaper and work then go to lunch… All is good when I am working.. Although I have been recently thinking a lot over my career options in the future and most of the time thinking I am becoming too much of a generalist as long as I am in the sales, still this is a good option I have.  A new, supplementary education would be something I would consider maybe but looking for new jobs, no, I would not buy that.. It is the most annoying life process!

Oh I should not forget to be a member of A-Kasse! I may need it if there would be a second wave of reduction! Hope it won’t be like Ergenekon which has recently produced its 11th wave!

Let’s see what future will bring..  I hope it will be easy for 150 people fired from my company today. I cross my fingers for all of them and I hope the crisis affecting the entire world will not worsen..

For now, I am glad that it wasn’t me!

biraz daha gazetelerden

Blog benim ne de olsa gün icinde ücüncü entry’mi giriyorum.. Kendimi hic okunmayan bir gazetenin basyazari ve editoru, muhabiri gibi hisediyorum! Gayet de guzel bi duygu.. Blogumu seviyorum ve artik 100′e yaklasan enty’mle gayet iyi gidiyoruz.

Ahmet Hakan’i okumuyorum ama bugun gozume ilisti yazdigi sey ve cok hosuma gitti. Zaten o da alinti yapmis, ben de ondan yapiyorum. (Ama o Marcos’un bir direniscini sozlerini kendine uyarlayinca ortada bu direnis ruhundan cok “her ortama uyum saglama” “becerisi”ni on plana cikarmis. Ben Ahmet Hakan degil Marcos acisindan bakiyorum konuya!! )

 

ah2

Yazisinin geri kalanini da begenerek okumadim ama  iki sey var NE GÜZEL kisminda, aynilarini ben de GÛZEL buluyorum ve aynen aktariyorum (Demek ki herkes bir gun bir yazinin bir kismini guzel yazabilirmis!)

ng1

Hurriyet- YB’ye yazdigim email

Bugun Hurriyet Gazetesi’nde kösesi olan Yalcin Bayer’in “Almanyalı Türkler dert küpü” baslikli yazisini okudum.

Sorun oldugu, Avrupa’da yasayan 5 milyon Turk’u kapsadigi acik. Buna kimse sasirmaz. Ama YB’nin yazisi aglamakli. 40 yildan beri yazarlar, siyasetciler tarafindan devam ettirilen edebiyat aynen tekrarlaniyor.

Yazik onlara, dislanmislar, vs vs… Yani artik uyanalim ve bu aglamakli, ezik ruh halinden cikalim.

Ben de hassas oldugum konulardan biri oldugu icin ve kendisi olaya yeni bi bakis acisi getirmedigi icin emaille Yalcin Bayer’e ilettim.

Iste onun yazisinin linki: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10862943.asp?yazarid=42

Iste benim yazdiklarim:

Almanya’daki ve Avrupa’daki Türkler ile ilgili yazinizi simdi okudum ve hayalkirikligina ugradim.
 
“Avrupa’da yabanci, Turkiye’de gurbetci – iki arada bir derede…”
Bu sozler artik 60′li yillarda kalmis olmali.
Eziklik duyarak, “asimile oluyorum eyvah”, “cocugumun Turkce’si ne olacak”,
“oglum Alman’la evlenecek”, “bizi adam yerine koymuyorlar” ve nice korku. Bu eziklik kac kusak daha devam edecek?
 
Danimarka’da bi kadinla tanistim. Ailesi 60′li yillarin basinda Konya’dan tasinmis. Daha dogrusu 10 yillik bir surecte butun köy
Türkiye’den buradaki 150bin kisilik bir sehre göc etmisler. Kendi 3 yasindan beri burada, Turkcesi kötü. Evlendigi adam aile birlesimiyle Konya’dan gelmis.
ve bir kelime Danca bilmiyor. Ögrenmiyor. Cocuklari, yani ucuncu kusak evde uydudan Turkce TV izliyorlarmis.
Burda kendilerini yabanci gibi hissediyorlarmis. Neden aileler cocuklarina bunu yapiyor?  Cocuklari aci ceksin, okulda basarisiz olsun,
sosyallesmesin, cetelere uye olsun, entegre olmasin, donerci, manav yolunda devam etsin diye mi?
 
Gazateciler olarak gurbetci gordugunuz Alman, Belcika pasaportu tasiyan Turk asilli kisilere
“yazik size, sahipsizsiniz” diye acimak, kendine acima duygusu asilamak yerine, “guclu olun egitim alin,
dili mukemmel ogrenin, calisin, iyi isler bulun” diye motivasyon vermeniz daha dogru olmaz mi?
 
Bilgi caginda kendine acima/acindirma yerine yapacak cok daha fazla sey var!
 
Burda is bulmak isteyen Danimarkali masterini tamamlamak zorunda,  Danca yaninda Ingilizce, hatta bir iki dil daha bilmek zorunda.
O zaman is bulup duzgun bir hayata sahip oluyor. Neden Turk genci bunlardan muaf tutulsun? O da calisacak.
Neden ailesi istiyor diye kendi sinif arkadasi Danimarkali kizla evlenmek yerine liseyi bitirip Sivas’tan bi kizla görücü usulu evlensin?
Sizin yazdiginiz yazi 60′li yillarda buralara göcen su anki dede’lerin agzindan yazilmis.
Kontrolu kaybettigini hisseden, kendine aciyan bir babanin sesini duyuyorum.
 
Oysa genclere farkli bir yazi yazmaniz lazim. Siz orda dogdunuz, oranin pasaportu, avantajlari var elinizde.
Kendinizi egitiminize adayin, calisin, cok calisin, zekanizla kisiliginizle on plana cikin, yeni bir kusaksiniz guclu olun demeniz lazim.
Yani Almanya’da Mark zamaninda aldiklari issizlik parasiyla gelip Turkiye’de guneyde yazlik alip, Alman pasaportuyla
gayet rahat yasayan insanlarimiz simdi rahat devri bitti diye uzulmemeliler. Aileler cocuklarina sistemden sikayet etme
yerine hayatta kalmanin durust ve calismaktan gecen zor yanini ogretmeliler.
Artik gencler bilgi’nin gucunun Turk asilli olmaktan, Bosnak ya da Polonyali asilli olmaktan daha buyuk oldugunu
kabul etmek zorundalar. Calismak zorundalar.
 
Degisime karsi direnmenin anlami yok. Yeni bir ulkeye tasinildiysa, oraya yerlesildiyse kendi kabugunun icinde
aci cekmenin anlami yok. Degismeyi gurur meselesi yapip dili ogrenmeden, sadece Turklerle Afganlarla arkadaslik kurup
orda mutlu olmanin imkani yok.
 
Gidin lutfen bir kez Pegasus’un Kopenhag-Istanbul ucagiyla seyahat edenlere bakin. Cogunluk en az 40 yilini Avrupa’da gecirmis gibi
mi gorunuyor yoksa inatla degisime direniyor gibi mi gorunuyor?
 
Ben buradaki Turklerin durumuna cogu zaman uzuldugum icin ama yapici olmayi sectigim icin bu yaziyi yaziyorum size.
 
Ben Danimarka’da 6 aydir yasiyorum, 28 yasindayim. Aile birlesimiyle geldim, esim Danimarkali ben de Izmir’liyim.
Memur cocugu oldugum halde burs kazanarak hem Bilkent’te hem de Fransa’da okuma sansim oldu.
Danimarka’da daha oturma iznim bile onaylanmadan cok hizli is buldum ve gayet iyi bir sekilde entegrasyon surecim devam ediyor.
Dil kursuna gidiyorum. Sinifimda Kübali, Cinli, Litvanyali, Yunan, Alman, Hindistan’dan gelen ve entegre olmak icin var gucuyla calisan arkadaslarim var.
Kurallar herkes icin esit. Herkes dili ogrenecek. Herkes elinden geleni yapacak. Ve yapiyor da. Kimse bana sen Turk’sun
buraya ait degilsin, calisamazsin demedi. Ben egitimin gucune, dil bilmenin gucune inaniyorum. Ve bunun yurtdisinda yasayan Turkler icin ilk onemli
adim oldugunu savunuyorum.

hincal uluc – ergenekon

Hincal Uluc bence Turk gazetecileri icinde en cesur ve direkt üstadlardan.  Bugun AKP-Ergenekon uzerine oyle

guzel bir yazi yazmis ki.. Ayni yaziyi oldugu gibi aktarmak istiyorum: Ben yazsaydim ayni seyleri yazardim. Uludag’da olen cocuk ve Beyoglu’nda basina demir pencere dusen kiz detayina kadar.

Türkiye ne hale geldi!..

12 Eylül öncesi günlerine döndük.. Hani kapımız garip bir saatte çalınca çekindiğimiz, açmaya korktuğumuz günler vardı ya.. Fark.. O günlerde herkes korkardı.. Bugün sadece AKP ve Recep Tayyip Erdoğan‘ın muhalifleri “Hayırdır” diyor.. Korku İmparatorluğu da geçtik.. Rahmi Koç’un bile “Bizi de alırlar mı” dediği bir ülkenin “Dehşet Yolcuları” olduk. Her adımımız izleniyor.. Teknik Takip denen rezillikten bu ülkenin en saygın insanları kurtulamıyor.. İzliyor, okuyoruz. Polis, polisin bile peşinde..
Nerde kaldı, biz..
Ortaköy’de oturuyorum. Bir sözde Mobese kamerası bize çevrili.. Kim geliyor, kim gidiyor, kiminle konuşuyorum.. Anında kayıtta..
Ortam dinlemesi diye bir şey var. Tam karşıdaki otoparka koy arabanın içine aleti.. Ertekin’in orda kimle ne konuşuyorsam kaydet.. Ev telefonum da, cep telefonum da saniye saniye kayıtta, hiç şüpheniz olmasın.. Ötesi.. Cep telefonumun sinyalinin de aynen izlenip, nerelere gittiğimi de belirliyorlar kesin..
Bu da beni çok mutlu ediyor aslında.. Çünkü yaşadığım her anın kayıtları ellerinde ve o kayıtlarında beni suçlayacakları hiçbir şey yok.. Yarın göz dağı vermek için çekerlerse bu kayıtlar beni savunmaya yeter de artar bile..
Gözaltına alınıp serbest bırakılan araştırmacı Erhan Göksel açıkça, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’i itham etti.. Akyürek’i itham eden başkaları da var.. Bu yüzden hakkında soruşturma açıldı zaten..
Gene gözaltına alınıp tahliye edilen Prof. Yalçın Küçük “Savcı falan hikaye.. Baştan sonra polisle muhatap oluyorsunuz” dedi..
Yalçın çabuk çıktı. Talihli.. Gazeteci Vedat Yenerer, Ergenekon davasından 11 aydır tutukluydu. Geçen hafta bıraktılar.. Durmadan devam eden dalgalar yüzünden ne zaman biteceğini kimsenin bilmediği bir davada, mahkum bile olmadan 11 ay yatmak ne demek?. Bu nasıl hukuk.. Aslında Vedat da talihli mi yoksa.. Haklarında karar verilmeden ömür boyu yatacaklar da mı var?.
Bunlar ne demek?..
Polis devleti mi oluyoruz?.. Yoksa olduk bile de haberimiz mi yok?..
Hıncal’ın cep telefonu sinyali izlenirken, Uludağ’da gencecik adam, elindeki cep telefonuna rağmen dört saat boyu ulaşılamadığı için donarak ölüyor.. Efendim, savcılık izni olmadan sinyal izlenemezmiş de falan filan.. Ortada laf var.. Bir ölüm var, tek sorumlu yok.. Çünkü bu ülkede polisler de savcılar da, muhaliflerin peşinde.. İnsanların değil..
Gencecik kız, şu anda ölümle pençeleşiyor. Kurtulursa, nasıl olacak, beyni omurgası, belli değil. Suçu Beyoğlu’nda yürümek. Başına tamir gören bir apartmandan koca demir pencere düşüyor.. Sorumlu diye göz altına alınan tek kişi duydunuz mu?..
Polis ve savcıların bununla da işi yok.. Onlar alçak, hain Ergenekoncuların peşinde..
Adam çıkıp diyor ki.. “Ben Kıbrıs harekatı sırasında 19 yaşında eli bağlı bir esir öldürdüm..”
Söylediği doğruysa insanlık suçu, anında tutuklarsın.. Yalansa, Yunan ve Kıbrıs medyasına verdiği silaha bak.. Vatana başka nasıl ihanet edilir.. Bu suç değil mi?. O da elini kolunu sallayıp geziyor.. Çünkü vatana ihanetle suçlanmanız için AKP muhalifi, yani Ergenekoncu olmanız gerek..
..Ve de bu ülkede köşelere yerleşmiş bir takım demokrat bozuntusu sahtekarlar, bir yandan Atatürk ve devrimlerine sövüp, öte yandan, yeni dalgaların ihbarlarını yapıyor, yetmiyor, tüm medyayı Ergenekon’a saldırmaya davet ediyorlar. Bırakın savunmayı, susanları bile ihbar edip “Ergenekon dostu” ilan ediyorlar.. Baskıya bakar mısınız?..
Bu mudur Recep Tayyip Bey, bu mudur, sizin ve yandaşlarınızın sözlüğünde demokrasi?..
Türkiye‘yi getirdiğiniz bu durumdan gurur duyuyor musunuz, bir yanda “Ben bu davanın savcısıyım.. Bunlar daha başlangıç, daha neler olacak?..” dedikten sonra “Hukukun üstünlüğünden” söz edip, “Yargıya müdahale etmeyelim” diyen, sonra gene dilini tutamayıp “Biz kovana çomak soktukça, birileri çok rahatsız oluyor” diyen Sayın Başbakan..
Ne demek “Biz kovana çomak soktukça..”
Dalga dalga muhaliflerinizi toplayan savcılar “Siz” iseniz, bu ülkede demokrasiden, hukuktan söz etmek mümkün mü?.
Böyle konuşmalarınız beni çok mutlu ediyor aslında.
Çünkü o sahte demokrat kalemlerin ipliğini pazara çıkarıyorsunuz.. “Gık” diyemiyor, demokrat (!) uşaklarınız.. Millet de onları tanıyor.. Tabii sizi de!..

pazar notlari

Edit:25.01.09 tarihinde yazdim ancak draft’ta kalmisti.

Bu hafta beklenmedik bir sekilde basladi. CEO’nun iste cikarma haberleri, benim mudurum haftaici her gun bizi kahvalti masamizda toplantiya cagirmasi, gerginligi arttirdi. Cuma aksamina kadar kendimi de riskli goruyodum ama Cuma aksami mudurumle yeni projemin detaylarini konusmak, Misir gezisinin seyahat planini almak beni rahatlatti. O kimlerin riskte oldugunu az ya da cok tahmin ediyor olmali ve benim cikarilacagimi dusunseydi gelip de Mart’in 3. haftasi internal sunumu yap, 4.hafta diger bolum mudurlerine sunum yaparsin demezdi. Misir’daki training icin bana okuma materyali vermezdi. Bence Carsamba gunu cikarilma mektubu alacaklar arasinda ben yokum. Umarim bu hissim dogrudur! Benim tahminim (isim vermicem!) Lg ve Be olacak. Crs. gunu yeniden yazicam.

double entry gercekler

Bugun yine yogun degilim is yerinde.. Ama gidip yeni proje steyecek degilim. Zaten ayin 28′ine az kaldi ve o tarihten itibaren guzelim ofisimi terk etmek zorunda kalabilirim. Bosuna dikkat cekip “get the sack”lerden biri olmayayim..

Bol gazete okuma vaktim oldu bugun kisacasi.

Turkiye hicbir zaman kendini duzeltemeyecek.. Okudukca umudumu kaybediyorum.. Haberlerden ornekler..

Bilkentli genc Uludag’da kayak yaparken kaybolur 12 civarinda ve 18.30a kadar telefonu aciktir. Anneye, arkadaslara haber verilir ve cocugun yeri tespit edilemez bi turlu. Cunku Turkcell savciliktan yer tespit izni ister. Ankara’daki baba ucaga biner, Bursa’ya ordan Uludag’a yetisir. Cocuk otel bolgesinden 4km uzaktadir. Sarji bitince karda yurumeye calisir ve bayilir.. 11. saat sonunda donmus halde bulunur hastaneye goturulurken ölür. Baba cocugun cesedini bulur. Bu habere ne kadar üzüldügumu anlatamam.. Babanin cocuguna yetisme arzusuyla acele edisini dusunuyorum, ucaga binisini, Turkcell’e yer tespit icin  yalvarisini, cocugun annesine telefon edip annecim iyiyim simdi demesini, umitsizlige kapilmasini, panigini, kosusturmasini.. Butun bunlari dusununce uzulmemek elde mi. Bilkent’te dagcilik klubundeymis, niye kaybolma aninda neler yapilmasi gerektigini iyice ogrenmemis? Ayni Into the Wild filmindeki gibi, parayi verip Uludag’a gitmek kadar neyi nasil yaptigini bilmek de onemli. Klubede bekleseydi eger belki de kurtulacakti. Sogukta kosmak akcigerlerini yakmis galiba. Zaten Sabah, milliyet hepsi haberi farkli veriyor. Dogrunun cok versiyonu var ne de olsa!!!?! Ya burokrasiye takilmalari, Turkcell’in yardim etmemesi. Nasil 4 saat Turkcell direnir boyle bi durumda yardim etmez anlamiyorum. Sonra guya jandarma ile akut arasinda polemik var, akut’u almamislar, jandarma biz yapariz demisler. Sonuc 21 yasinda bi cocuk annecim ben iyiyim dedikten sonra ve telefonu 6saatten fazla sure acik oldugu halde öldü.

Ikinci haber, 5 yasindaki bir kiz cocuguna annesiyle arasinda alacak davasi olan bi kadin, iki kucuk oglan cocuguna tecavuz ettirmis. 13 yasindaki cocugun menisi bulunmus kizin pijamasinda. Alacak davasi da Saman! Bildigimiz saman.. Sapiklik, acimasizlik, sefillik, utanmazlik, vicdansizlik hepsi ic ice.. Kucuk kizin tirnaklarinda deri parcasi, kucuk avcunda 3-5 sac teli, vucudunda morluklar ve gogsunde dis izleri varmis. Nasil oluyor bu sapiklik? Nasil bi kadin intikam icin iki cocuga baska bir cocugu oldurmesi, tecavuz etmesi icin boyle emir verebiliyor? O cocuklar nasil Ok yapariz diyolar? (America Crime filmini hatirlatti) 13 yas boyle bi sey kucuk degil bence. Dun zone reality’de yine bi crime programi izliyodum. Bi kadin evlatlik edindigi kiz cocugunu sarhos olup olduruyo ve 19 yil hapis cezasina carptiriliyo. Kaza-kasit karisimi. Bizde olan gibi sapiklik yok icinde. Bakalim bizim adalet sistememiz kac yil verecek bu sapiklara?!

Yine bugun haberlerde.. Polis kendinden kacan 17 yasindaki hirsiz zanlisini basina kursun sikarak olduruyo. Bu kacinci son aylarda.. Ve de emniyet rapor tutmus, cocugun yakinlari polise saldirmis da, yakinlari tasli sopaliymis da, polisi de yaralamislar da.. Gercek bir tanedir. Ama bizde doktor hatasindan ölen kisinin hakki Adli Tip raporunda yenilir, polisin oldurdugu cocuk emniyet raporunda suclu gorunur. Yani her kosulda sistem haklidir, birey gucsuz.

Angelina Jolie’nin son filmi Changeling’de 1928 yilinda yasanan gercek bi olay uzerine. Kadinin cocugu kaybolur, polis ona baska bi cocugu al bu senin oglun diye verir. Kadin polislere karsi direnir, polisler onu akil hastanesine yatirtir. Ondan kurtulurlar. Kadin bir pastörün yardimiyla akil hastanesinden cikar. Kendi gibi haksizca orda tutulan kadinlari kurtarir (mahkeme karariyla). Onun cocugunu bulmak yerine yanlis cocugu yutturmaya calisan polis mahkeme karariyla mesleten uzaklastirtir. Ve cocugunun katili de idam edilir.

Amerika’da 1930 da bile kamu vicdaninin rahat etmesi icin mahkemeler boyle adil calismis. Polis mi haksiz, meslekten at, cocuklari olduren bi sapik mi var idam et. Ve iste kamu vicdani rahat. Amerika bugun bu kadar gucluyse, 1930larda, oncesinde sonrasinda, savasan ve neyse ki  Biz 2009′da hala double entry gerceklerle, sistemin bireyi ezmesiyle vakit olduruyoruz.

Lee Atwater.. boogieman..ibret

Az once Lee Atwater hakkinda bir belgesel (boogieman) izledim DR1 de. Daha once adini bie duymadigim bu adamin hikayesi cok ilginc. George Bush zamaninda GOP chairman’i olmus cok genc yasta. COk firlama, blues calan, hiperaktif, cok basarili bi politikaci. Ama spin’i abartan, goklere cikaran, kendini zaten Makyavelci olarak tanimlayan, camur at izi kalsin’ci, politikayi, secimleri tabloid’e, skandallara hibe eden bi adam. Ona political rock star deniliyomus. Negative politics’i icat eden adam olarak da..Sadece Guc’e tapiyomus. Ve bi gun, gayet gencken, 1990da beyin tumoru teshisi konuyo. Isin tedavisi uygulanirken cok kilo aliyo, tekerlikli sandalyede felci oluyo, ayyuzlu oluyo, ve goruntusu o kadar korkunclasiyo ki. Sesi degisiyo, konusmasi, o firlama adam yerini hasta ve acinasi bi adama donusuyo. Medyanin takibinde tabii. Olum yolculugu tum acikligiyla ve ne yazik ki igrenc sekilde ortaya konuyo. Ve 1991de, teshisten tam 1 yil sonra, sadece 40 yasindayken o oluyo.. Olmeden once yaptigi yanlislari, attigi camurlari itiraf ediyo, ozur diliyo, ve gucun degil iyi insan iliskelerini ovuyo. Sonra *The end*

Ibret alinmasi gereken, ilginc bi biyografi.

Atwater in sunglasses jams at Inaugural

President Bush and Atwater Board Air Force One

Barack Obama 44. ABD Baskani oldu! Bugun!

Bugun Barack Obama’nin Inauguration’i vardi. Konusmasini 2 milyon Amerikali meydanda izledi. Milyonlar ise TV’den takip etti. Amerika’da tum baskanlik inaugurationlar 20Ocak 12 (ABD saati)nde yapiliyormus. Ben simdi CNN den izledim, canli degildi ama heyecani hissetmek benim icin hic de zor degildi. Michel’in Obama yemin ederken ona bakisi oyle anlamliydi ki, cok gururluydu. Mukemmel bir duygu olmali. Her ikisi de kendilerini ne kadar guclu ve basarili hissettiler bugun kimbilir.

Konusmasinda babasi 60 yil once normal bir restoranda yemek yiyemeyen bir adam simdi baskan olarak yemin ediyor karsinizda dedi. Afrikali Amerikalilar icin intikamlarinin alindigi tarihi bi yorum, cesur bi soylem.

Amerika icin, insanlik icin, irkciliga karsi duran herkes icin cok buyuk, ozel anlami olan bi gun…

Ve diger ve ayni onem derecesinde baska bi basari: Bush ailesi artik resim disi! Onu gormek, duymak, okumak zorunda kalmicaz artik. O tarihe en kotu Amerikan baskani olarak gececek. Onun baskanlik donemi dunya icin en tehlikeli ve Amerika icin en kotu olandi. Ve yerini karizmatik, genc, uzun ve yakisikli, basarili, zeki, basarili, Harvard Law mezunu Obama’ya birakti. Laura Bush ve George W Bush Obama’larla el sIkIsIrken nasil kucuk ve loser gorunduler. Tum dunyanin nefret ettigi cift!

Artik Obama President-elect degil Mr. President. Oval ofis’te calisacak ve ailesiyle Beyaz Saray’da yasayacak. Kenya’da Obama’nin babasinin dogdugu kasabada Kenya’lilar cilginlar gibi kutluyorlardi bugunu. Nerden nereye. Boyle bi durumda kendimi Obama’nin yerine koyup keske babam bugunu gorseydi derdim. Harvard Law’da ogrenciyke ve oyle idealist bi adamken (Obama’yi ve esini kariyeri icin birakip Kenya’ya donmustu) ne kadar gururlanirdi. Ayrica annesi ve onu buyuten anneannem&buyukbabasi da bugunu gorseydi diyorum. Boyle buyuk bir basariyi sadece kendi yeni kurdugu aileyle birlikte kutlayabiliyor. Anne baba kardes olmadan bilmiyorum iste eksik kalmiyor mu resim..

Obama’nin Demokrat Parti adaylari arasindayken, Hillary’e ve digerlerine karsi yarisirkenki debate’lerini Filipinler’de izlemeye baslamistik. Saat farki nedeniyle ABD’de aksam yapilan tum TV programlarini sabah Manila’da izliyorduk. Nasil heyecanliydi.  Hele Hillary ve ikisi kaldiginda nasil atesli tartismalar yapiliyodu CNN’de, situation room’da.. Kalbim hizli hizli atarak, heyecanlanarak izledim onlarin yolculugunu. Morten’la birlikte izleyip ne cok konustuk bu konularda.. Sonra Vietnam’dan takip ettik ve onun bizim cok yakindan takip ettigimiz yolculugu Baskanlik’i kazanmasiyla noktalandi. Bir yildir onu takip ediyorum ve bunu basardi. Nasil vucut olarak, beyin olarak dayanabildi bilmiyorum. O kadar cok tartisma programi, takip, konusmalar, seyahatler, psikolojik baski.. Onun yolculugu ve bizin yolculgumuz da es zamanliydi. FIlipinler’de basladigimiz ilginc ve heyecanli is, uluslararasi tecrube, TV’de Obama vs Hillary, sonra Obama vs Mc Cain, Sarah Palin.. Tum bu macera onlar icin sonuclandi, biz de Danimarka’ya yerlestik simdilik. Kendimi ona yakin hissediyorum iste bu yuzden. Bana yolda olmayi, hedefe ulasmak icin yolda olmayi, pes etmemeyi, gururu ve bilgeligi cagristiriyor Obama.

Bugun Obama 44. ABD baskani oldu. Yolda olmak guzel…

finansal kriz her yerde

Az once bizim CEO toplanti yapti ve dunya capinda 600 calisanimizin isten cikarilacagini soyledi. 150kisi Kopenhag’dan cikarilacak. 150 kisiden biri ben olabilirim. Ya da karsi masamda oturan P. olabilir. Ben olmasam bile krizin vurdugu tanidiklarimizi gorecek olmak korkunc.

Burda 60 yasin ustunde calisan birsuru kisi var, bence onlar emekli edilmeli. En adili bu olurdu!

Insallah krizin oklari bana dokunmadan gecip gider.. Uf dusuncesi bile urpertici..

Sonraki Sayfa »