Ağustos, 2008 için Arşiv|Aylık arşiv sayfası
getting over
Bugun kendimi cok daha iyi hissediyorum. Iki boyunca basim hic olmadigi kadar cok agridi. Grip ya da herneyse cok garip bir durumdu= ates+basagrisi. Neyse ki bugun ikisinden de kurtuldum. Sabah Morten’la sehirmerkezine gittik. Ortacag Festivali bugun basliyor. Biz ordayken standlar kurulmustu ve insanlar gelmeye baslamisti. Bu aksam tekrar gidicez, karanlikta gormek icin. Sadece mum isiklari olacak, elektrik kullanilmayacak. Muzikler akustik olacak. Her sey tam Orta Cag’a ait gibi gorunecek. Bugun Orta Cag’da olmayi istedim ordayken, giysiler o kadar guzel ki! Keske simdi de kot yerine o elbiselerden giyiyor olsak, filmlerdeki gibi! Gelince daha fazla detay veririm.. Simdi festival merkezine gidiyorum.
hastane
Dun gece cok rahatsizlandim.. Gecenin ortasinda atesim 39 oldu ve bu sabaha kadar da 38-39 arasinda degisti. Korktum. Japanese brain infection’dan dahi suphelendim dogrusu. Guney Dogu Asya’da 5 ay gecirdikten sonra insan ateslenmekten korkar hale geliyor. Butun gece titreme-usume nobetleri gecirdim. Sabah annemi aradim ve bana mutlaka doktora gitmelisin, pnomoni olabilir dedi. Ben hastaneye gitmek istedim ama Morten ve annesi buyuk ihtimalle grip’tir, gerek yok dediler. Ben o kadar hassaslastim ki, onlar gerek yok dedigi icin belki de, mutlaka doktora gitmek istedim ve agladim hatta! Hastalaninca insan nasil da bebeklesiyor. Kesinlikle olgun degildim ama hastaydim! Her seyden ote degil mi bu! Sonucta saat 1′e Morten’in doktorundan randevu aldik. Beni hastaneye sevk etti, saat 4′e randevu aldik. Acil servisine bile randevuyla gidiyoruz kisacasi. Malaryia ve normal kan testleri yapilmaliydi. Super hizli kulaktan ates olcen cihazli, robota benzeyen tansiyon olcme aletleriyle bir hemsire bizi kalacagimiz odaya goturdu. Gulumseyen, service minded biriydi. Bol bol elma suyu getirdi, yemek getirdi. Orda mutfaklari var ve isteyen gidip istedigini aliyor, acik bufe gibi. Turkiye’de ozel hastanelerde bile acilde acik bufe gibi boyle bi sey yok. Morten’a sen de elma suyu al dedim, hayir ucretsiz seylerden ikincisini almayi sevmiyorum dedi. Turkiye’de ise bedava duskunlugu yok mu?! Herneyse, 16.30 ve 22 arasinda yatagimda doktorun gelmesini bekledim. Sonunda doktor geldi ve malaryia testinin daha yapilmadigini anladim. Bu kadar saat bekledikten sonra ben o geri gelecek ve test yapilacak zannediyordum ama o gitti ve sonra hemsire geldi. Burda kalacakmissin dedi. Tam bi iletisim faciasi. Hemsirem istersen eve git istersen kal dedi. Biz de Morten’la donmeye karar verdik. Bu sabah gidip toplam 2.5 saatte test sonuclarini ve doktor yorumunu aldim. Malarya testi yaptirmadim cunku bugun daha iyiyim ve eger o testi de yaptirsaydim herhalde 6 saatim orda gecerdi. Inanilmaz yavasti her sey. Cikista ne kadar odicem diye sordum. Danimarka’lilara her sey bedeva ama sonucta benim CPR numaram yok henuz. Danismada sordugum kadin sasirdi, ne odemesi yok oyle bi sey, odemiceksin dedi. O kadar sasirdim ki.. Idrar testi, kan testleri, saatlerce bir odayi isgal ettim, ve elimi kolumu sallayaak hastaneden ciktim. Cunku Danimarkaliyla evliyim ve oraya gelmeden once klinikteki bir doktora gitmistim, o tavsiye etmisti. Danimarka’da ozel klinigi devlet karsiliyor, %1 bile odeme yapmiyor CPR numarasi olanlar. Ozel hastane sayisi asiri azmis. Kimse saglik icin hicbir harcama yapmiyor. Vatandas olmak yeterli. Neden saglik sistemi burda bu kadar vatandas yanlisiyken Turkiye’de insanlar ucretini odeyemedikleri icin hastanede rehin tutuluyor, bir hastanden digerine sevk edilirken yolda olebiliyor, her sey karmakarisik, ozel hastane-devlet hastanesi-universite hastanesi-ssk-bagkur-emekli sandigi-yesil kart-vs-vs? Nufus azligi, adil vergi sistemi, mantalite, adalet, gercek Devlet boyle bi sey galiba!…
Basim hala agriyor, hem de cok…
gazete
Turk gazetelerinin internet sayfalari her gecen gun bayagilasiyor. Besinci sinif tabloid gibi gorunuyor ozellikle hurriyet ve milliyet. Pornoya varan icerige verdikleri artan onem beni hala sasirtmaya ve midemi bulandirmaya devam ediyor. Resimli haberlerin 1/6 si yurtici haber, 5/6 si magazin/komik/ilginc haber olarak degisiyor (sarhos yakalandilar-mankene ahlaksiz teklif-muro’nun rus guzeli gibi uyduruk-seviyesiz haberler). Turkiye’de bulunmadigim icin gazeteleri internetten okuyorum ve gittikce dusen seviye karsisinda uzulmeden edemiyorum. Sanki esquire’in sayfa duzenleyicisini “sen bu isi biliyosun” diye bu kadar cok okunan gazetelerin anasayfa ve icerik doldurma haklarini vermisler. Peki Bekir Coskun, Cetin Altan, Can Dundar, Oktay Eksi, Ece Temelkuran gibi isimler nasil bu internet sayfalarinin durumuna karismiyorlar anlamiyorum. Ben utanirdim. Resim haberlerin hemen altinda mutlaka bikinili, sarhos, pornomsu bir haberler serisi yer aliyor. Sabah yine Hurriyet, Milliyet, Vatan Gazetesi gibi gazetelere gore biraz daha seviyeli. Bu konuda kendini birakmayan Radikal Gazetesi ise su an hepsi icinde tek sinir bozucu olmayan. Fotograf galerileri seviyeli, anasayfa haber agirlikli. Yurtdisi haberlere de agirlik veriyorlar. Buyuk gazete diye gecinenler ise yurtidisi haberlerini unutuyorlar/ atliyorlar, kaynak belirtmeden yayinliyorlar. Igreniyorum. Ancak bakiyorum da Milliyet ve Hurriyet en cok okuyucu yorumu alanlar. “Buyukgazeteler”in kendilerini bastan asagiya yenilemeleri gerekli.
Just one person
Reading about Jim Henson’s death, if he had gone to the hospital a few hours earlier, only a matter of a few hours, he would have survived his disease in 1990. He would not have died at the age of 53. People like him, who are revolutioners, creators and genius, should not just die like that. It must not be so easy for them to disappear. Creating Muppets, Sesame Street and giving the children sense of humor, tolerance, all the good things in life, it is not fair they die so young.
Just one Person was his favorite song and performed at his tribute ceremony by his beloved muppets. Then muppets decided to finish the tribute with something “silly”, that’s super because they end that sad part dancing with Muppets sweet theme song.
And by the way, I like Mahna Mahna, I’d end it with this one!
George Carlin
Today I felt like studying Danish and French; language day, sort of. And on youtube I fell on Eddie Izzard’s “learning french” episode. I never heard about him before and I felt like watching more of his stuff. I like this British accent performers. And Eddie Izzard’s comment about dressing up like a transvestite; he feels like a “lesbian trapped in a man’s body”. That is funny like the rest of his shows. You know how it evolves on youtube, while looking at his stuff I saw some of George Carlin’s videos and I started watching them. I watched so many videos so far, but I never gert bored. It always inspires me. Question a received reality, that’s what he does and teaches to do. Be logical, question it! And laugh, man!
Then I realised that he passed away in June this year. How come that I did not hear about it?! I was in Turkey then and most probably I was watching news about AKP, Ergenekon and all that. I missed the news about George Carlin’s death. I have read that he died only one week after his last performance in L.A. I watched some of his newer videos too and he looks very old. But Death, I don’t know, I don’t want to hink him dead. Such a sharp, smart and funny guy.
I have never been so sad after hearing a ”famous” person’s death. You were just brilliant.
det gaar langsomt…ikke?
Bugun fazla bir sey yapmadim dogrusu.. Sabah dun gece gordugum (Sandy’nin baska evin onunde tasmasiyla oturdugu) kabusun etkisiyle biraz huzursuzdum ve sonra annemleri aradim. Michael bize gelecegi icin evde hazirliklar tum hiziyla devam ediyor. Ne yazik ki annem kimseden destek alamiyor, her seyle tek basina mucadele ediyor. Bugun ona babama yardimci olmasini soylemesini istedigimi soyledim, umarim babam anneme biraz yardim etmistir en azindan. Michael ve Elif’in birlikte seyahat etmesine izin verisi ve Michael’in bizde kalmasini teklif etmesiyle babam beni sasirtmaya devam ediyor. Sanki her sey olumlu gelisiyor gibi. Yarin buyuk gun, ben telefonla ve internetle takip etmekle nasil yetinicem!
Dun Londra’ye gitmek icin Ingiltere vizesine basvurdum. Artik worldbridge diye bir sirket tum UK vizelerini online aliyor. Sistem nasil isliyor bilmiyorum cok komplex olmali. Yuze yakin sorun var nerdeyse, bazilari klise duzeyinde sacma. Ve basvuru sonunda gun ve saat olarak randevu almak gerekiyordu. Ben 5 Eylul’u sectim. Kopenhag’a sirf bunun icin gitmek arti 650DKK odemek cok sacma geliyor ama baska bir alternatifim yok. Parmak izi ve ucret olmadan vize yok! Bir de dun karakola gidip su anki single entry schengen vizemi multiple’a cevirmek icin basvurduk. Polis Ditte cok hos bi kadindi ve Ingilizcesi de cok iyiydi. Horsens’taki gibi minik ofis seklindeki karakol degil Istanbul yabancilar subesindeki polisler bile duzgun Ingilizce konusmuyordur. Ayrica tatli ya da guleryuzlu bile degillerdir belki de.
Dun Transsiberya’yi izledik. Hikaye cok surukleyiciydi. Woody’e nihayet basrollerden birini verdikleri icin cok seviniyorum. Eltimore cok iyiydi, korku’yu cok iyi canlandiriyordu kesinlikle. Zaten film, onun korkulari mi yoksa gercek mi sorusunu cok iyi sorguluyordu. Essiz Sibirya kar manzarasi harikaydi. Ayrica insan psikolojisinin ne kadar hassas dengeler uzerinde kurulu oldugunu ve korkularin gerceklerle yer degistirmesi, olen kisinin sabikali olmasi vicdan hafifletir mi gibi noktalari iyi degerlendirmis film. Ve hikaye de oldukca heyecanli.. Izleyin!
Benim Toshibam cildiriyor, wireless probleminden o kadar sIkIldim ki!!!!
Olimpiyatlari da izledim bugun.. Sirikla atlamada bugun OR 5m95cm olarak Avusturalyali Hooker tarafindan kirildi. Oysa dunya rekoru 6.14cm ile hala Sergey Bubka’da.. Arada 19cm var! Ve yine de Hooker altin madalya sahibi oldu ve cok mutluydu. Gururluydu da.. Bubka ya yillar sonra yetisemiyor olmak sanirim cok ilgilendirmiyordu bugunku finalistleri. Bubka’yi uzun yillar kimse gecemicek, eminim. O olimpiyatlara katilim konusunda sanssizdi ama yine de unutulmayacaklar arasinda belki de en saglam yeri olan kisilerden. Mark Spitz sonucta Michael Phelps tarafindan tahtindan oldu, Usain Bolt’un da Carl Lewis’e yetisecegini dusunuyorlar.. Nadia Komanaci de yeri saglam olanlardan bence. Ultra minik Cinli kizlar, ya da Amerikalilar bana floor’da cok zevk vermedi bu olimpiyatlarda.. Sanki hicbirinde o X factor yoktu.. Ruslar ve Rumenler de geride kalmis gibilerdi.. Bugunku 400m relayler iyiydi; Jamaika erkeklerde Bolt’un sovu vardi. 400m kadinlarda Jamaika’da buyuk talihsizlik oldu ve birinciligi Ruslar’a kaptirdilar. 5000m de Elvan Abeylegesse gumus madalya aldi. Gurur verici biri o. T. Dibaba 10km de oldugu gibi 5te de birinci oldu. Veee ilk uc etopya kokenliydi, bunlar tesaduf mu gercekten?!
Bugun Morten’la kosuya gittik (bu hafta 3ncu). 40dak civarinda kostuk, iki gun once 37dak ile ayni mesafeyi kosmustuk. Bugun pek iyi degildik yani. Toplam kostugumuz patika 3.5 – 4km civarinda sanirim. Ormanda oldugu icin tam tahmin edemiyorum ama kosarken bugun aklimiza gelen sey; olimpiyatta 5km’yi kadinlar (elvan’in ikinci oldugu yarista) toplam 15dak.da kostular.. TV izlerken degil de asil onlardan sonra kosmaya gidince insan daha iyi anliyor o performansin ne demek oldugunu!
Ayrica bugunlerde Lene ile cogunlukla Danimarkaca konusuyorum. Artik daha iyi anliyorum kesinlikle. Kursun faydasini goruyorum ; ) Nu vil jeg gaa i seng, det er sent..
Feel like…
Today I feel like listening to Mozart only and read a strong story such as Siddharta..
I feel like receiving a lot of phone calls from all the job applications I made and get at least one interview invitation..
I feel like going to Izmir for some days and relax.. I was dreaming last night that we got rid of our doggy Sandy. I saw her waiting in front of some stranger’s door, with a chain and leash. It was horrifying to see our beloved doggy in such poor condition and away from us. So when I woke up, I felt relieved. However, I still feel that pain and sorrow.
I feel like being there this week-end; because my sister’s boyfriend is going to meet my parents. It is going to be such an exciting event. I wish I could be there with them and experience every bit of it with my parents and sister, and also support Michael there.
Well, I will just get news via phone and email I guess. Too bad I’m missing such a cool event. I’ll go to Turkey in October, the weather will still be good then. And I look forward to that. Hopefully, until then I’ll get a job offer.
Yabanci
Bugun Sivas’tan Danimarka’ya goc etmis bir ailenin “kadin reisi”yle tanistim. Zeliha su an 36 yasinda ve henuz 5 yasindayken Horsens’a gelmis. Sonuc olarak 40 yildan beri Danimarka’ya tum akrabalari tasinmis. Turbanli. Jobcentre’da calisiyor. Uc cocugu var, en buyugu 21 yasinda. Yani daha 15 yasindayken ilk cocugunu dogurmus. Morten’in annesine ve Britte’e Turkce konusunda destek oluyor. Kendisi hic okulda Turkce ogrenmemis halbuki ve bildigi agir Sivas aksanli Turkce kulaktan dolma. Ancak issiz esi her gun evde cocuklarla oturdugu ve Turkce’den baska dil bilmedigi icin evde Turkce hakimmis. Gecenlerde DR1′de yayinlanan Sivas’tan gocu anlatan filmi izleyip izlemedigini sordugumda “hayir” dedi, “cocuklar bana Danimarka kanallarini izletmiyorlar ki!”. Demek ki evde Turk kanallari, atv, diziler, futbol maclari izleniyor. Sonra ekledi “biz burda yabanci gibiyiz, Turkiye’ye gidince orda da yabanci gibiyiz”. Ben ogle yemeginde bize davetli oldugu icin “evet-zor” demekle yetindim. Oysa, demek isterdim ki “sen cocuklarina biz yabanciyiz, burali degiliz dersen hicbir zaman entegre olamazsiniz ve Turkiye her zaman imaj problemi yasar”. Ona bir ders vermek, kulturle, dille, tam uyumla entegre olmaya calismazlarsa her zaman ekonomik ve sosyallesme problemleri yasayacaklarini anlatmak isterdim. Ama mumkun olmadi, ortamin gerginlesmesine sebep olmak istemedim. Bu kadar Polite olmaya gerek yok her zaman ama iste yine ogretemedim bi seyleri birilerine.
Ne aci ki Avrupa’da yasayan cogu Turk entegrasyonu taviz olarak goruyor hala. 40 yil sonra bile. Ve tum Sivasli akrabalar Danimarka’da kucuk bir ilde, Horsens’ta toplanmislar. Hayat ne ilginc olmali ilk buraya gelen kusak icin. Koyden ucaga binmeleri, gumrukten gecip ilk adim atislari buraya.. Ve hala genc kusaklarda o korkunun, o savunma mekanizmasinin izleri duruyor.
Babamin Giresunlu oldugunu soyleyince bana Horsens’a yeni gelen ve imam ve esinin de Giresunlu oldugunu soyledi. Gulumsedim ama bir gercek ki Danimarka’ya gelen ve insanlarin beyninde olumsuz dusunceler yaratip irkciliga, sosyal ayrimciliga sebep olan imamlarin nerden geldiklerinden cok bir an once geldikleri yere geri donmeleriyle ilgiliyim sanirim. Ve bunu soylememe imkan yoktu.
Konuyu degistreyim. Bugunlerde sasirdiklarim:
Evita fiminin, Antonio Banderas ve Madonnali olan, rock muzik kurgusunun berbat olmasi. Eva Peron’un genclik yillarinda neredeyse bir erkek avcisi gibi gosterilmesi, eger gerceklik payi varsa, Eva’nin oyle biri olmasi…. Arjantililer’demi Hollywood’un senaryo uyarlama ekibinde mi problem var…
Mozart’in 35 yasindayken oldugunu az once dinledigim CD’nin uzerinde gorunce tekrar hatirlamam.. 35 yas.. Ve hala dunyanin hery yerinde konservatuarinda onun parcalari calisiliyor, Sabine Meyer gibi biri mesela Mozart’i yorumlayarak para kazaniyor, hayatinin anlamini buluyor. Mesela kritikler bir muzisyeni Mozart’i iyi caldigi icin ovuyorlar. Oysa Mozart tum bu yorumculardan cok daha gencken, yoksulken, maddi imkansizliklarla ve cagin (1756-1791!!!!!) problemleriyle bogusurken yaratmis. Yaratmak… Ve o ilelebet hatirlanacak iste.. Dunyanin tum ulkelerinde taniniyor ve sadece 35 yasina kadar yaratabilmis. 1756′da dogmak nasildi acaba… Onun yarattiklarini calisip calanlar ona telif hakkini 1780′e gonderebilselerdi keske. Ne kadar uzatabilirdik Mozart’in hayatini?
Ayrica bugun Morten’in Odense’den arkadasi Thomas’la bulustuk. Bir radyo deneyini anlatti, canli yayina baglanan kisiyi radyoda calisanlar 5.separation degree’yle tanimaya calisiyorlar. Ve arayan herkes tanidik cikmis. Ya Danimarka cok kucuk gercekten de ya da bu degree’ler gercekten dogru! Ve ben 6 degrees olarak biliyordum, neden Thomas 5 degree olarak biliyor acaba. 5 dereceyi bi ara arastirmam lazim ama simdi gec oldu. Sonra bakarim.
Danimarkaca calisırken
Bugun olimpiyatlari izledim ve Danimarkaca calistim. Elena Isinbayeva’nin WR kirisini izledim. Sadece 26 yasinda genc bir kadinin bu yil uc tane dunya rekoru kirmasi, olimpiyatin yildizlarindan biri olmasi nasil bir histir acaba. Ya Michael Phelps -22 yasinda – 8 altin madalyayla Mark Spitz’in rekorunu kirdiginda ne hissetti acaba.. Bu basarili, genc, hirsli insanlara imrenmemek, basarilarini takdir etmemek mumkun degil.
Danimarkaca’yi baya yogun calistim. Iki kirmizi kitaplardan okudum (Jan korer bus & Restaurant Petit). Kolay ama yine de tabi ki cok kelime, soyleyisi not almak, sozlukten aramak zorunda kaldim. Daha onceden okudugum “Et aar i Paris” in de kelimelerini cikardim, daha once sadece Morten’in yardimiyla okumustum. Toplam uc minik kitap icin 10 sayfa not aldim. Az degil kesinlikle. Baya detayli calistim. Ayrica kitaplarin minik ozetlerini de Nicola’nin verdigi alistirma sayfalarina yazdim. Bir ay daha var ne de olsa sinava ve kesinlikle gecemeyecegimi dusunmuyorum ama tabi ki her sartta iyi hazirlanmam gerekli. 10 sayfa yazdiktan sonra su saatten sonra bugun ve yarin kursa gidene kadar danimarkaca bir sey okumak istemiyorum!
Belki Eylul basinda Kopenhag’a tasinabiliriz. Morten’in Horsens’ta uc haftalik bir kursa gitmesi gerekiyor + zaten burda daha fazla kalmak istemiyoruz. Buyuk ihtimalle bir ay sonra bugunlerde Kopenhag’ta olucaz!
Sunday
From many th
ings to do, I choose to stay home and add new pictures on fotokritik.com. I have got a portfolio and I have so far only 2 pictures there. It is frustrating that we can add 1 new picture in 72 hours. So the process is long and one has to wait 3 days for a new upload. I hope people will vote to my butterfly picture that I just uploaded.
Last night, we finally watched Dark Knight at the movietheater. It was a brilliant movie. The Joker, Heath Ledger played so great. Amazing performance. The way he licks his mouth while talking, touching his hair, staring, making jokes, everything about him was scary and gicik. I also liked the plot and the dilemmas in the movie. For instance, the factor of chance, if the boat of “innocent” people should explode the bomb in the prisoners’ boat and etc. I liked the intelligently written script very much. Besides, there were like 2-3 stories in the movie, so you sit there 2.5 hours and you think the money is worth it because you get a lot for your money. I also liked the fact that there were three interesting characters, Harvey Dent- Joker-Batman. It is not like one of those of movies where you have to follow two main roles. I liked each of these characters’ contribution to the story. Aaron was cool & handsome, I do not remember any other movies with him but I am sure we’ll see him many more times. Heath Ledger is a big loss for the cinema. He was proving himself as a real actor, and getting rid of the goodlooking Australian fellow image.. He was a good artist, big talent, and he died so young. While watching his amazing talent on the big screen, one keeps thinking about “is he really dead, this guy!”. I did not like Batman’s voice though.. It sounded so articificial, mechanical. Michael Caine, Morgan Freeman were impressive too. Christian Bale, yeah but don’t know something is missing about him.
I rated 8 on imdb.com, instead of 9-10. Because it already is on third place in top250 and I don’t want a new movie to pass movie classics such as The Godfather or Taxi Driver. So unfortunately I had to vote less than the movie was worth.
In Turkey, if you watch this movie it will cost you 12 ytl – here in Denmark it is 25-30 ytl per person. Crazy. Going to movies is a regular activity in Turkey and a luxury in Denmark.
Yorum Yapın
Yorumlar (2)
Yorumlar (2)