evden
gecen hafta turkiye seyahatim gayet guzel gecti. dun elif ve michael la havaalaninda bulustuk. cumartesiyi orda gecirseydim istanbul’da onlarla birlikte birgun takilmak harika olacakti. ama ben biletimi degistirmedim aptilik yaptim. starbucksta kahve ictik birlikte ve sohbet ettik. o bir saat o kadar guzel gecti ki yani kendimi cok sansli hissediyorum. elif asla usenmez boyle seylere gelir ablasina en azindan bir hoscakal demek icin.
dun eve 6ya dogru vardim. ve inanilmaz yorulmusum. 10da filan uyuyakaldim.mortencim evin tamamini temizlemis be geliyorum diye. camasrilari yikayip asmis evin ici mis gibi yumusatici kokuyodu. eve gelmek guzel oldu o acidan. pazar gunumuz de sabah uzun bi gazete okuma seansiyla gecti. az once de spora gittik. gittik diyorum!!!! ilk kez morten benimle geldi ve uye oldu fitness’a! buyuk basari dogrusu onun bana katilmasi. boylece artik umarim birlikte spor yapabilicez.
cph:dox baslamis bu haftasonu. harika belgeseller geliyo, izleyecek cok sey var. bu aksam hangilerine gitsek diye dusuncez film begenicez. gecen yill gittiklerimiz cok iyiydi. filipilerden izledigimiz film+israilli yonetmenle bulusmak cok iyi bir deneyimdi.
antalya da hava 22 derece gunesli ve cok guzeldi. burasi da su an 7 derecece kapkaralik! yani…
denge
Yasam, tanidiklarimiz, paylastiklarimiz ve paylasacaklarimiz. Dusundukce insan derinlere dalmamak mumkun mu?! Kardesim, annem ve elifle gecn hafta persembe gecesi bulustuk. Kimseye izmire gidecegim tarihi soylememistim ve harika bir surpriz oldu. Kuzenler ilk kez hep birlikte alsancakta bulustuk. Guzel gecti. Cuma aksami denizle ve Esrayla bulustuk, esracim yeni isine baslamis. cmt agora ya gittik. Hepsi guzeldi, annemlerle peximette starbucks ta oturmalarimiz, koton alisverislerislerimiz cok keyifliydi. Michaelin pasaportu olay oldu. Elifcim bosuna strese girdi. Kardesim harika vicdan duygusu olan biri. Benim hayatimda iyi giden her seye sevinen kotu gidenler icinse en icten uzulen elif inanilmaz tatli kardes bloguma tesekkur ediyorum harika haftasonu icin.
Bu hafta izmir,istanbul ve antalyada turk musterilerle biraraya gelismiz harika oldu. Yeni tanistigim aydan bana cok guzel seyler soyledi ve de frank. Hayatima yeni giren insanlar beni bu kadar takdir edip severken cocuklugumu paylastiklarimdan her soyledigimde ima arayanlar da var ama. Kalbim kirilmaz ki benim!! Ben incinmem ki!!! Herneyse bu konu derin bellki sonra detayli yazarim.
Iste super olumlu feedbackler aldim. Muthis. Antalya da Her sey yolunda. Sendt fra min Windows Mobile ® telefon
muse
26 ekim 2009 – Parken : Yagmur yagiyordu hem de cok.. Danca kursu, Turkiye seyahati oncesindeki yogunlugum her seyin biraraya gelisi ve bu konser de bu aksam olmasaydi diyisim.. Morten’la bulustuk, Konyali taksi soforu bizi Parken’in ilerisinde birakti. Yagmurda siraya girdik, islandik.. Sonunda stadyumdaydik. 60bin kapasiteli stadyumun yarisini dolduran kalabalik baya gencti. Ve uzatmayayim igrenc bi grup cikti ilk, eger Muse buna izin verdiyse, bu grubu opening band sectiyse demek ki o muse benim gormeye geldigim muse olamaz dedim. Hatta oyle yorgundum ki Morten’a nerdeyse eve gidelim dicektim. Ama demedim! Iyi ki de!
Cunku Muse sahneye ciktiginda konser izlerken duymak istedigim heyecani, hizli kalp atisini hissettim. Buyuk bina seklindeki dekorda yuruyen adam animasyonu perdeler inince yuksek bir konser zemini oldu ve Muse ordaydi. Ekranlar, lazer, tum isiklar her sey inanilmaz iyi koordine edilmisti ve her seyin zamanlamasi mukemmeldi. Cok guzel bi konserdi. Morten in dogumgunu hediyesi olarak aldigi biletler gercekten guzel bir hediye oldu sonucta.
Muse’da sevdigim sey hi-tech imajlari, teknolojiyi konserde bu kadar iyi kullanmalari, uc kisi olmalari, drummer’in sevimliligi, ve tabi ki konserde daha belirgin olan rock soundu (videolarda daha alternatif bi sound var)
Muse kelimesini de cok seviyorum. Bana bu konser ilham verdi: sarki sozlerini takip etme, bir seyler yazma, ilham almak, ilham vermek, yuksek sesle muzik dinlemek, sarki soylemek, yasadigini hissetmek..
Simdi MTV EMA odulleri icin de oy kullandim! Muse’a en iyi alternatif grup odulunde oy verdim.. Lady Gaga, Kings of Leon, Turk Manga, Daniel Merriweather diger oy verdiklerim farkli kategorilerde. Oy vermek her zaman zevklidir. Isteyenler burdan oy verebilir.
PS: Bugun istekilerle restorana gittik. Patladim. Bi danca bi ingilizce beynim zonkladi. of yani su dil ogrenme sureci ne zorlu ne cetrefilliymis ayyy
sari sonbahar


Su an trendeyiz, horsens’tan kopenhag’ donuyoruz. Yaklastigimiz yerin adi cok komik Middlefart. Dancada komik olmasa da :) yan tarafimizda 4 yaslarindaki ogluyla seyahat eden kadin cok rahat ve gicik. Cocuguyla yuksek sesle konustu, kocasini, kardesini tel. Arayip konustu.. Cizmelerini cikarip baska corap giydi ve ayaklarini karsisindaki kizin koltuguna uzatti. Benim oturdugum koltuga oyle ayaklarini koysaydi cekmesini soylerdim.
Haftasonu cok dancali gecti. Not defterime birsuru kelime yazdim. Poul amcanin dogumgunune gittigimizde gri defterim baya ilgi gordu. Herkes sunu da not al bunu da diye ogutler verdi. Gecen sefer ingilizce konustuklarimla danca konustum. Bana degisik geldi onlara da herhalde. Herkes daha rahatti ama yine aralarda ing konustum. Mesela niels joern le ermeni konusunu tartisirken! Herkes ne kkadar da cok biliyor turkiye hakkinda!! Neyse benden bi seyler ogrenmistir umarim.
H.sonu yine mortenlarda cok ama cok yedik. Yemekler tatlilar yine uc kilo almisimdir. Ama guzeldi yani sikayet edemem.
Bugun son gunumuzde ormanda yuruyus yaptik. Sonbahar renkleri inanilmazdi. Annem kesin cok duygulanirdi :) tum teyzuslara o ormani gostermeyi cok isterdim. Morten piyano calarken ben Newsweek’in kapagini okudum after iran gets the bomb diye basliyodu. Cumartesi gunu dogaclama yaptigimiz bu sarki cok eglenceli oldu. Sonunu hypothetical weapon diye sanki heavy metalmis gibi bitirdik. Birlikte boyle salak sacma muzik yapmak bizi cocuklar gibi eglendirdi guldurdu. Yemek disinda bi sey yapmak horsenstayken zor oluyor normalde.


Ordayken dusundum de benim ailem cok eglenceli ve izmire gitmeme bi haftadan az kaldi yuppi:)
Bu sabah frasier vardi. Bolumde kardesinin kliniginde onunla birlikte calismaya baslayan frasier’in kardesiyle laf atismalari cok komikti.
Sendt fra min Windows Mobile ® telefon
good planet
simdi dr2′de Home adli belgeseli izledik. cok cok etkileyici. dunyanin cevre sorunlarini o kadar guzel ele almis ki fransiz fotografci/yonetmen Yann Arthus Bertrand. Mukemmel fotografci. photo slide gibiydi. istatistiklerle ve dunyanin dort bir yanindan cekilmis goruntulerle su ana kadar izledigim en akilda kalici, en iyi ders verici cevre belgeseliydi. daha dogrusu belgesel diye kisitlamamak laizm cunku internet sitesi goodplanet.org bi foundation olarak calisiyolar. goruntuler muhtesemdi..
Trailer:
Filmin tamamini surdan izleyebilirsiniz..
filmler
Son gunlerde izledigim filmleri hizlica ele alayim:
A Serious Man: (notum: 7/10 )
Ilk haftasinda hemen izledigimiz Coen Brothers filmibekledigimin altinda cikti. Sasirmadim?! Son zamanlarda buyuk yonetmenlerden siradan filmler geliyor (orn: Almodovar, David Fincher, Quentin Tarantino). Sinemaya buyuk hevesle ve merakla gidip eh fena degildi diyerek cikiyoruz. A Serious Man’i eger Amerika’da yasayan bir Musevi olsaydim cok cok komik bulurdum belki ama bircok sahnede gulsem de yine de icimde bi bosluk yaratti. Filmde potansiyel vardi kesinlikle ama plot fazla mi basitti.. Gopnik kesinlikle tatli ve yazikti, Sy Abelman karakteri, Rabbi’ler, tum isimler komikti. Ama film bittiginde, ok that’s it mi yani dedim. ticari amac var sanirim, cok kasmadan yorulmadan su filmi surelim bir iki yil idare edelim mi dedi acaba biraderler?
A Scanner Darkly: (8.5/10)
Iste gercek surpriz bu filmdi! Dun fona’dan aldigim dvd’den, hani adini daha once duymadigin ama oyuncu kadrosuna bakarak umit bagladigin dvd’lere duyulan cocuksu guven olur ya, oyle bi umitle vasat ya da vasat ustu bi seyler bekliyodum.
Animasyon ama oyuncular oynadiktan sonra animasyon katilmis. Soyle ki keanu reeves, robert downey jr, winona ryder la filmi cekmek bir ay, animasyon ekibinin filmi duzenlemesi ise 18 ay surmus. Ve cok iyiydi senaryosu. Philip K. Dick’in kitabindan yapilan uyarlama basariliymis, yorumlara gore. Ve filmdeki Barris karakterinin oyle line’lari vardi ki bunu bu adam nasil ezberledi demeden hayranlik duymadan edemiyor insan. HEle ask-i memnu gibi basit konulu bir dizide repliklerini ezberlemeyip, dublajla isi gecistirenleri dusununce! Surda Barris’in repligine bakin, bunu bir defada ayni zamanda rol yaparak soylediginizi ve bunun gibi onlarca diyalagu ezberleyerek isi kotardiginizi dunusun:
Luckman: You’re the only person in the known universe who’s never heard of the Heimlich maneuver?
Barris: Alright, I’m gonna give you a little feedback since you seem to be proceeding through life like a cat without whiskers perpetually caught behind the refrigerator. Your life and watching you live it is like a gag-reel of ineffective bodily functions. I swear to god that a toddler has a better understanding of the intricacies of chew-swallow-digest-don’t kill yourself on your TV dinner! And yet you’ve managed to turn this near death fuckup of yours into a moral referendum on me!
Luckman: You are a monster!
Barris: You are a billy goat!
Bu aralar bilim-kurgu temali yapimlari daha cok daha cok sevmeye basladim. Ilginc! Ve de mainstream olmayan filmler daha az riskli aslinda! Tam tersine. Bu filmin yonetmeni Richard Linklater’i takip etmeliyim.
The Exorcist:
(8/10) 1973 icin ve hatta 2009 icin de cok basarili bir korku filmi.
Ilk seytan cikarma aninda pederlerin yerine ben streslendim. Regan’in kafasinin donmesi, sesler vs bazi yerler bugunu izleyicisine komik gelir kesin. Yesil kusmuk, koca gozler, korkunc degil komik kaciyo. Ama o yillarda bilgisayarsiz, efektsiz bu islerin yapildigini dusununce, bravo. Ve filmdeki atmosferi yaratmak cok zor. Klasik olmayi hak ediyor. Ve tesaduf gecen gun Requiem for A Dream’i izlemistik. Ondaki anneyi oynayan Ellen Brystn bu filmde de basroldeydi.. Arada 30 yil var iki film arasinda.
Requiem for A Dream: (7/10) Akilda kalici ve anne icin ogul icin herkesin ortaklasa uzulebilecegi bir film.
Ve 2000 lerin basinda tabi ki tum o hizli efektler etkileyici ve farkli geliyor. Ama ben bu filmi 2003 te izledigimde oguzhan’la sanki daha cok etkilenmistim. morten izlemedigi icin gecen hafta birlikte izledik dvd’de ve bazi sahnelerin (anneyle olanlar) uzucu.. ic acitici..Afis cok basarili.
Cassandra’s Dream: Kotu.. (5/10) Woody allen’in en kotu filmlerinden biri sanirim.
Watchmen: (7/10)Efektler mukemmel. Dr. MAnhattan, Rorschach, Comedian karakterleri nasil unutulabilir?!
Ama konusu cok ilgimi cekmedi. Fransizca izledim, cunku JC gondermis bu DVD’yi bana. COk iyi kavramadim karisik olan kisimlari. Bi kez daha izlerim belki tam hakkini vermek icin.
listeler
iple cektigim haftasonunun son demleri. sanki cuma ogleden sonraymis gibi bir yorgunluk var uzerimde. saat 1-4 arasi evi toparlayip temizledim. sanki aylardir kimse dokunmamis temizlememis gibiydi. bu kadar toz nerden geliyor, saclarim mi dokuluyor, ayakkabilarla icerde mi dolasiyoruz sanki, anlamiyorum. annemler kopenhag’dayken temizlik yapmistim en son diye hatirladim sonra. ingiltere-kuveyt-katar-dubai seyahati ardindan (dogal olarak!) gecen haftayi da oksuruk tiksirikla gecirince tabi ki temizlik yapilmamis sure iki haftaya yaklasmis. sagolsun canim askim da eline elektrikli supurgeyi almamis, belli ki.. sonuc is basa dustu ve caaaaanim pazar gunumun en verimli uc saatini ilk once daginiklari toplamakla sonra da onlardan acilan yerleri temizlemekle gecti.
yorgunlugumu gidermek icin annemin izmir’den getirdigi tiryaki cayindan yaptim kendime ve su an onu iciyorum. enfes.
morten alisverise gitme gonullusu oldu.. normalde pazarlari burda supermarketler kapali ama nedense bugun superbrugsen acikti. az once alisveristen dondu. yine 700kr nun ustunde tutmus. her supermarkete gidisimiz o civarda, elif olsa danimarka cok pahali diye soylenirdi yine :) alisveris yaparken aklima geliyor hep.
bugun morten beni yine cok guldurdu, uzun zamandir ilk kez kosuya cikti.. 40 dakika filan sonra geldi. ne havalar sanki duzenli spor yapan oymus gibi bana fit olmanin nasil iyi hissettirdigini soyleyip duruyo. marketten muz istemistim babam gibi abarti miktarda alip gelmis.. neymis artik o da saglikli yasama ayak uydurcakmis. ben de ekim ayi icinde fitness a hic gidemedim bu arada. geldigimden beri duzgun nefes alamiyorum ki burnum tikali ve oksurugum daha dun aksama dogru yeni gecti.
yapacak seyler listemde spora gitmek ve bugun danimarkaca calismak var. listeler neden hic bitmiyor. surekli sunu yapicam bunu yapicam alisveriste su lazim yarin iste bunu sabah hemen halletmeliyim dusunceleri var… zihinsel listeler durmuyo.
tatile cikmak istedi canim bugun.. dinlenmek ve hicbir listeyi dusunmeden gunu sadece sevdigim seyleri yaparak gecirmek istiyorm..
kasim’da da asiri yogunum. ilk hafta turkiye’ye gidicem. ne yazik ki tatil amacli degil is amacli. kuveytin is yorgunlugunu atamadan simdi turkiye deki fabrikalari dusunmem ve hazir olmam lazim. turkiye seyahatinden hemen sonra sirkette proses ve makine kursu basliyo 2 hafta surecek. kursu pekistirmek icin misir a gidicez. misir’a ikinci seyahatim olacak gecen yildan beri. arada bi de danimarkaca sinavim var 17 kasimda. araliga kadar ful doluyum yani.
surup
son haftalarda cok yogunum.. kuveyt ve katar seyahatinden beri islerim epey yogunlasti. bir de eskisi gibi degil yerim, eger internete girersem etrafimdakilerin gorme olasiligi cok yuksek. o yuzde internete hic giremez oldum. heme hizlica girip mail gelmis mi diye bakiyorum annemlerden.. ve de bizimkiler bloglarina yazmis mi diye bakiyorum. annecim blogunu danimarkadayken elif sayesinde acti. ilk kez bugun izmir’den yazmis. annem cook cool, onun jenerasyonundan blogu olan kac kadin var ki turkiye’de! ve anemi yazdiklari cok guzel, duygusal, akici ve duzgun bir turkceyle yazilmis. bayiliyorum ve onunla gurur duyuyorum. elif i ise populerligi dizginlenemiyor artik. simdiden 67 follower’i var. bir ayda inanilmaz bi hiz masallah.
elifle anneme eskiden gunde 2-3 mail atardim isten.. simdi azaldi.. ve tabi elif ler de merak ediyorlar neden eskisi gibi mail yazmiyorum diye. bugun elif kirdi biraz beni. telefonla arayip azar moduna gecti ve hemen suclamaya basladi. oysa been su öksürmekten yorulmus ve cani acimis olan ben, bi gecmis olsun nasilsi bugun daha iyi misin demesini beklerdim kardesimin..tatli birkac soz, a isin cok mu kolay gelsin aslicim gibi destekleyici sozler.. annemi ariyo musun, unuttun bizi, nerdesin,gozumden dustun, planlarimi degistiricem vs vs bu gibi azar+suclamalari bazen ozellikle de gripten iyilesmeye calisirke kaldiramiyorum..haksizlik bence..
yarin ofiste michael’in dogumgunu kutlamak ici 8.30 ofiste olmamiz lazim. gizli organizasyon yaptik. danimarka da 30 yasia girip evli olmayanlari basidan karabiber dokuluyomus. bu michael in kiz arkadasi var ve cocuklari da var ama yine resmi olarak evli olmadiklari icin karabiberden nasibini alacak. aman yaninda duruken benim lenslerime de kacmasin da!
evimiz cok daginiik, bu haftasonu toplamamiz lazim.. danca dan biriken odevlerim var yapmam lazim.. danimarkacayi cok saldim, evde yie igilizce konusmaya basladik mortenla.. biraz danca calismaliyim. blogumu ihmal ettim.. so zamanlarda gunluk gibi, cepten twitter misali post yazdim o kadar.. blog icin daha renkli eglenceli postlar yazmaliyim..
yapacak ne cok is var ve ne az zaman… ilk once iyilesmeliyim ama!
morten a siparis vermistim öksürük surubu aldirdim. tadi cok guzel.. kucukken surup icmeyi severdim, hatta ayli diye bi arkadasimi arili bi surubu vardi onlara gittigimiz bi gun surekli o surubu icmenin firsatini aramistim. hatta izin istyip bi kasik icmistim en az..bugun yeni surubumu beyaz plastik kasigi gorunce kucuklugumuz aklima geldi. tadi hala cok guzel bu suruplarin. bayiliyorum. elif le bi haftasonu annemler uyurken buzdolabinin kapaguni acmis karsisina oturmus ve bum tun suruplari tek tek acip denemistik. anem uyanmisti ve bizi hemen kusturmustu.. ayy ne gunlerdi. benim aklima gelmisti boyle yapmak. cunku o pembe sryplari hep cok sevdim
Yorum Yapın
Yorumlar (1)
Yorum Yapın
Lost’un 5.sezonunu bitirdim dun! jc’cimbana dvd yollamis lost 5.sezon icin. cok sevindimzira ilk izledigim bolumunden beri Lost’u hep cok zevkle ve her karesi ici hayranlikla izledim. Harika bitirmisler sezonu, tadi damagimda kaldi. Jacob karakterinin daha etkileyici olmasi lazimdi ama. Dizi kadrosunda Sawyer varken isleri zor aslinda daha yakisikli birini bulmalari mumkun degil ki. John Locke un cesedini gosterdikleri son anda kalakaldim, john locke bu durumda bi hayalet olmali?! Ya da son bolumun basindaki Jacob i oldurmek isteyen adamin kim olduguu
acik
lasinlar cunku loophole’la gelip reenkarnasyonla john locke olmus bu kisi, onun nasil oldugunu gostersinler! Jack cok gicikti, juliette aptaldi, sawyer hakliydi, miles zekiydi. Miles’in aklina gelen o soru, peki bu kaza dedidigimiz ya su an jack’i yapmaya calistigi sey ise?! ve bu soruyu daha once hicbiri dusunmedi! inanilmaz zekice yazilmis bi senaryo bu. su an amerika yla ayni noktadayim, dizinin 6.sezonunu bekliyorum, yayinlanmis tum bolumleri izlemenin verdigi keyif sonsuz.